Şubat 21, 2006

Yarak

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search
Bu sayfa VikiSözlük'e taşınmaya adaydır.Bu metin ansiklopedik bir makaleden çok bir sözlük yazısına benzemektedir. Lütfen makalenin VikiSözlük kriterlerine uyup uymadığını inceleyin. Makaleyi düzenleyerek, ansiklopedik bir yapıya kavuşturabilirseniz lütfen düzenleyin ve bu uyarıyı kaldırın. VikiSözlük'e taşı
  • 1. Eski dilde alet, silah.
  • 2. (Çok kaba) erkek cinsel organı; penis

Yarasa

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search
Yarasalar
Bilimsel Sınıflandırma
Alem: Animalia
Filum: Chordata
Sınıf: Mammalia
Takım: Chiroptera - Yarasalar
Familya Sayısı

18

Yarasa (Chiroptera), uçma yeteneğine sahip memeliler takımı.

El parmakları uzamış ve esnek uçma derisiyle çevrilmiştir. Çoğu tür, baş aşağı tutunarak uyur. Geceleri aktif olan bu canlıların koklama ve tat alma duyuları çok iyi gelişmiştir. Meyveyle beslenen türler haricinde, görme duyuları iyi gelişmemiştir. Çıkardıkları çok yüksek frekanslı ses dalgalarının, etraflarındaki cisimlere çarpıp geri dönmesi yardımıyla yönlerini bulurlar (ekolokasyon). Bu sesler, çoğunlukla insanlar tarafından duyulamaz.

Dünyada 18 familyaya bağlı, 986 tür yarasa varken Türkiye’de 4 aileye bağlı, 30 tür yarasa bulunmaktadır. Türkiye’de yaşayan yarasa familyaları şunlardır:

  • Uçanköpekler (Pteropodidae): Gözleri oldukça büyüktür, dış kulakları huni şeklindedir. Meyvelerle beslenirler.
  • Nal burunlu yarasalar (Rhinolophidae): Burunları atnalı şeklinde, gözleri küçüktür. Kış uykusu sırasında serbest olarak baş aşağı sarkarlar ve uçma derisiyle bütün vücutlarını örterler. Böceklerle beslenirler.
  • Düz burunlu yarasalar (Vespertilionidae): Burunları düz, gözleri küçüktür. Sadece böceklerle beslenirler. Koloniler halinde yaşarlar.
  • Kuyruklu yarasalar = Buldokyarasalar (Molossidae): Kuyrukları oldukça uzun, kulakları büyük ve köşelidir. Kanatları dar ve uzundur. Pis kokarlar.

Yarasalar hakkında bazı gerçekler

Vampir yarasalar insanlara saldırmaz!
Vampir yarasalar insanlara saldırmaz!
  • Dünyadaki 1000’i aşkın yarasa türünden sadece 3’ü vampir yarasadır ve bunlar Latin Amerika’da yaşar. Vampir yarasalar insanlara saldırmazlar. Kümes hayvanlarını tercih ederler.
  • Meyve yiyen yarasalar, 450 kadar ticari maddeyi ve 80 kadar ilacı insanoğlunun hizmetine sunmaktadır. Yağmur ormanları için yarasalar, yaşamsal önem taşır. Yarasalar, bu bölgedeki ağaçların yaklaşık yüzde 95’inin çoğalmasını sağlar. (polen ve tohumlarını taşıyarak)
  • Avrupa’nın ve Türkiye’nin en küçük yarasası olan cüceyarasa sadece 5 gram ağırlığındadır. (Yaklaşık bir madeni paradan daha hafif!)
  • Dünya üzerinde yaklaşık 4500 memeli türü bulunmaktadır ve bunların 1000’den fazlasını yarasalar oluşturur.
  • Yarasalar kör değildir, görebilirler. Ancak karanlıkta, kendi yaydıkları sesleri dinleyerek yer saptaması (ekolokasyon) yaparlar ve bu yöntemle bir saç kılını bile algılayabilirler!

Fotoğraflar: Friends of Scott Creek

Yaratılış kalıpları

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search


Taslak
Bu madde bir taslaktır. Maddenin içeriğini geliştirerek veya ayrıntılı bir taslak şablonu koyarak Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz.

Yaratılış kalıpları nesne yönelimli programlamada nesne yaratımı ile ilgili olan tasarım kalıplarıdır.

Örnekler:

  1. Soyut fabrika kalıbı
  2. Yapıcı kalıbı
  3. Fabrika metodu kalıbı
  4. Prototip kalıbı
  5. Tekil kalıbı

Yarbay

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde rütbesi Binbaşı ile Albay arasında olan subay. Normal şartlar altında görev süreleri üç yıldır .Kara kuvvetlerinde ve Jandarma'da alay komutanı yardımcısı veya idari görevlerde , Deniz kuvvetlerinde gemi komutanlığı veya benzeri görevlerde , Hava kuvvetlerinde ise filo komutanlığı gibi görevlerde bulunurlar. Bu rütbe , albaylık rütbesine hazırlama maksadını güttüğü için bekleme süresi kısadır ve yarbaylar bekleme sürelerinin bitimiyle , kadro şartlarının da uygun olması durumunda derhal bir üst rütbeye atanır.

Yardımlı

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

Azerbaycan'da rayon olarak adlandırılan birinci derece idari bölümlerden birisidir.

Azerbaycan bayrağı Azerbaycan'ın Rayon ve Şehirleri Azerbaycan bayrağı
Rayonlar: Abşeron | Ağdam | Ağdaş | Ağcabədi | Ağstafa | Ağsu | Astara | Babek* | Balakən | Bardə | Beyləqan | Biləsuvar | Daşkəsən | Dəvəçi | Fizuli | Gədəbay | Goranboy | Göyçay | Hacıkabul | İmişli | İsmayıllı | Cəbrayıl | Cəlilabad | Culfa* | Kəlbəcər | Xaçmaz | Xanlar | Xızı | Xocalı | Xocavənd | Kürdəmir | Laçın | Lankaran | Lerik | Masallı | Neftçala | Oğuz | Ordubad* | Qabala | Qax | Qazax | Qobustan | Quba | Qubadlı | Qusar | Saatlı | Sabirabad | Sadarak* | Salyan | Samux | Şahbuz* | Şaki | Şamakhi | Şamkir | Şarur* | Şuşa | Siazan | Tartar | Tovuz | Ucar | Yardımlı | Yevlax | Zengilan | Zaqatala | Zərdab Şehirler:Ali Bayramli | Baku | Ganja | Khankendi | Lankaran | Mingachevir | Naftalan | Nahçıvan* | Şəki | Sumqayit | Şuşa | Yevlax Yıldız işaretli yerler Nahçıvan Özerk Bölgesi'ndedir.

Yargı

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

Yürütmeyi denetleyen ve vatandaşların yasal haklarını kanun önünde koruması için çalışan erk.

Yargıtay

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search
Bu ansiklopedi maddesinin biçim olarak Vikipedi standartlarına ulaşması için elden geçirilmesi gerekmektedir.

Düzenleme yapıldıktan sonra bu açıklama silinmelidir.


Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile bu Kanun ve diğer kanunların hükümlerine göre görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.

Yargıtay; Birinci Başkanlık, daireler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bürolar ve idari birimlerden oluşur.

Tarihçesi

6 Mart 1868 tarihinde “Divan­ı Ahkâm­ı Adliye” adıyla kurulan Yargıtay, 18.06.1879 tarihli Nizamı Mahkemeler Kuruluş Kanunu ile “Mahkeme­i Temyiz” adını almış, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetince Sivas'ta kurulan yüksek mahkemeye “Muvakkat Temyiz Heyeti” denilmiş, Sivas'taki bu mahkemenin kaldırılıp Eskişehir'e nakli ile “Temyiz Mahkemesi”, 20.04.1340 (1924) tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanununun adı 10.01.1945 gün ve 4695 sayılı Kanun ile “Anayasa” olurken, temyiz mahkemesinin adı da “YARGITAY” olmuştur.

Adli yargı mercilerince verilen karar ve hükümleri temyiz yolu ile inceleyen son merci olan Divan­ı Ahkâm­ı Adliye, Yargıtay'ın temelini oluşturur. Osmanlı döneminin yargı sürecinde, 19. Yüzyıla kadar yüksek mahkemeye rastlanmıyor. Adliye mahkemelerince verilen ve yasanın başka adli merciine bırakmadığı hükümleri son mercii olarak incelemekle görevli mahkeme ilk kez “Divan­ı Ahkâm­ı Adliye” adıyla “Zilkade 1284 (6 Mart 1868) Cuma günü Padişah Abdülaziz'in iradesi ile kurulmuştur.

Anılan irade ile Meclis­i Valay­ı Ahkam­ı Adliye kaldırılarak, Şura'yı Devlet ve Ahkam­ı Adliye kurulmuş, böylece yargı ve yürütme birbirinden ayrılmıştır. Şura'yı Devlet'e ise hem kanun tasarılarını hazırlama hem de idari uyuşmazlıklara çözüm getirme görevi verilmiştir. Divan­ı Ahkâm­ı Adliye ise nizamı mahkemelerinin üst organı olup, yalnızca yargı görevi yapan bir kurumdur.

Divan­ı Ahkâm­ı Adliye'nin (Yargıtay) kuruluş amacı iradede şöyle açıklanmıştır:

“Kişilerin hakları ve güvenlikleri açısından çok önemli olan hukuk işlerinin mülki işlerden ve yürütme ile görevli hükümetten ayrı bir düzene kavuşturulması, adalete değer veren padişahın büyük arzusu olarak belirtilmiştir”.

İradede ayrıca kuruluş esasları da açıklanmıştır. Buna göre;

“­Divan­ı Ahkâm­ı Adliye” adı ile bağımsız bir kurul meydana getirilmesi,

­Oluşturulan kurulun vezirlerden birinin başkanlığında toplanması,

­Meclisi Valâ ile Divan­ı Ahkâm­ı Adliye'ye gereken hukuki esasların hemen konulması,

­Meclisi Valâyı Ahkamı Adliyeye (Şurayı devlet) denileceği” hükme bağlanmıştır.

İradenin kaleme alınışından Meclisi Valânın görevleri içinden adli olanların çıkarılarak Divan­ı Ahkâm­ı Adliye'ye verildiği, Meclisi Valânın yapılanmasının değişmediği, adının değiştiği anlaşılmaktadır.

12 Zilkade 1284 (08.03.1868) tarihli Padişah Abdülazizin iradesiyle kurulan Divan­ı Ahkâm­ı Adliye'nin yapısına ilişkin olarak 8 Zilhicce 1284 (01.04.1868) Çarşamba günü nizamname­i esasi (Esas­Ana Tüzük) yürürlüğe girmiştir.

Yargıtay'ın kuruluş tarihi konusunda hukukçular farklı görüştedirler. Bir bölümü; padişah iradesinin açıklandığı 6 Mart 1868 tarihini kuruluş günü olarak kabul ederken, farklı görüşte olan hukukçular ise; Divan­ı Ahkâm­ı Adliye Nizamnamesi esasisinin yayınlanma tarihi olan 1 Nisan 1868 tarihini kuruluş günü kabul etmektedirler (Nejat Özoğuz, Temyiz Mahkemesi, 1944, s.21­22). Yargıtay Başkanlarından Dr. Recai Seçkin'in görüşü; padişah iradesinin açıklandığı tarih olan 6 Mart 1868 günü kurulmuş olması yönünde olup, gerekçesinde ise, oluşumun başlangıcı hukuki olarak ona varlık veren işlemin yapılması ile başlayacağıdır. Nasıl işleyeceği, görev alanlarının belirlenmesi, görevlilerin atanmasının sonraki aşamalarda olduğu yönündedir.

Ayrıca Divan­ı Ahkam­ı Adliye'nin, Meclisi Valâyı Ahkamı Adliyenin yargıya ait alandaki işlerini görmek üzere kurulan bir mahkeme olması ile Meclisi Valânın yargı işleri arasında başka nizami mahkemelerin hükümlerinin incelenmesi de bulunmasına göre esas tüzüğün yayınlanmasından önce Divan­ı Ahkam­ı Adliye kurulmuş olup, kuruluşta Yargıtay niteliğinin varlığı kabul edilmiştir.

Divan­ı Ahkam­ı Adliye Nizamnamesi esasisinde Divan­ı Ahkam­ı Adliyenin kuruluş amacı kuruluşundaki iradeden daha geniş açıklanmıştır. Buna göre: Halkın haklarının güven altına alınması konusunda padişahın her zaman ve aralıksız gösterdiği çabalar sonucunda adalet işlerinin, yürütmeden ayrılarak yargılamanın güvenliğe ve bağımsızlığa kavuşturulması, padişah katında doğru ve uygun görülmüş bulunduğundan onun izni ile kanuni davalar için en büyük mahkeme olarak Divan­ı Ahkam­ı Adliye kurulmuştur.

Divan­ı Ahkâm­ı Adliyenin başına, kuruluşunda büyük emeği geçen Halep Valisi Ahmet Cevdet Paşa getirilmiştir. Padişah iradesinde “Divan­ı Ahkâm­ı Adliyenin kurulması açıklanmış, “kuruluş ve işleyiş hükümlerinin sonradan düzenleneceği” bildirilmiştir. Üyelerin üçte ikisi Müslümanlardan, geri kalan üçte biri ise azınlıklardan seçilmiştir.

Esas Nizamnameye (Ana tüzük) göre Divan­ı Ahkâm­ı Adliye, ceza ve hukuk daireleri olarak ikiye ayrılmış olup, her dairede bir başkan, başkan vekilleri ile en az beş ve en çok on üyeden oluşurdu. Önemli davalar ise Genel Kurulda görüşülürdü. Divanda üyelerle birlikte altı mümeyyiz görev yapar bir de başkatip bulunurdu. Divan başkanı, başkanvekilleri, üyeler ve mümeyyizler irade­i şerriye (padişah iradesi) ile atanırlardı. Divanın üyeleri, şura­yı devlet üyeleri ile eşit konumda olup, eşit haklara sahiptiler. Üyeler istifa etmedikçe ya da başka bir görev verilmedikçe veya yargılanmaları sonucu suçlu oldukları ortaya çıkmadıkça azledilemezlerdi.

Divan­ı Ahkâm­ı Adliye; şer'i, ruhani ve ticari mahkemelerin görev alanına giren davaların dışındaki hukuki ve cezai uyuşmazlıkları ya kanunen kendi yetkisinde ise bidayeten ya da diğer nizami mahkemelerde görülüp re'sen veya tarafların isteğiyle kendisine gönderilmesi durumunda istinafen çözümlerdi. Görülen davanın sonucu kişilerle hükümet arasındaki uyumazlığa değinmekte ise o davayı şurâ­yı devlete sevkederdi.

Divan­ı Ahkâm­ı Adliye, gerek bidayet ve gerekse istinaf görevi yapan meclislerin verdiği hükümler önüne geldiğinde davanın sürecini izler, duruşma yöntemini ve kararı yasaya uygun bulmadığı taktirde ilamı gerekçesini belirterek bozar, tekrar hükmü veren mahkemeye veyahut uygun bulacağı bir başka mahkemeye gönderirdi.

Divanın duruşma ve hükümlerine, yürütme ile görevli kişilerden hiç kimse karışamaz ve etkileyemezdi. Yürütme ile görevli hükümet, yalnız işlerin yetkili ve görevli yerlere gönderilmesi için davaların ayırt edilmesi ile divan hüküm ve kararlarının yerine getirilmesi hususunda görevliydi.

Esas tüzük, divanın her dairesini hem ilk mahkeme; hem de üst mahkeme olarak görevlendirmiştir ve ceza davalarında temyiz incelemesinin nasıl olacağı yolunda hüküm koymamıştır. Son maddesinde yer alan davaların çeşitleri hukuk ve ceza dairelerinin yargılama usulleri ile kararlarını nasıl vereceğini gösteren hükümleri içeren düzenlemeler şurâyı devlet tarafından görüşülüp irâde­i şeriyye (padişah iradesi) ile yürürlüğe girerdi.

Divan­ı Ahkâm­ı Adliye önüne gelen davalar, önce mümeyyizler tarafından incelenip gereken yasal hükümler uygulanarak ilgili dairede duruşmalı olarak görülür ve çözümlenirdi. Kural olarak açık cereyan eden duruşmalar, gerekli görüldüğünde gizli de yapılabilirdi. İdare, Divan­ı Ahkâm­ı Adliye'nin duruşma ve hükümlerine müdahale edemezdi, ancak işlerin havalesi ve divan hükümlerinin yerine getirilmesiyle görevliydi.

1285 (1868) tarihinde Divan­ı Ahkâm­ı Adliye başkanlığı bakanlığa dönüştürülmüş, zaten kabinenin üyesi bulunan Divan­ı Ahkâm­ı Adliye başkanı nazır (bakan) unvanını almıştır. Divan­ı Ahkâm­ı Adliye nazırlığı 1293 (1876)'dan itibaren Adliye Nezareti adını almış, Mahkeme­i Temyiz de 1296 (1879) yılında buraya bağlanmıştır. Divan­ı Ahkâm­ı Adliye Mahkeme­i Temyizinde birinci başkanlık kabul edilmiştir. Cevdet Paşa, iki yıl kadar gerek başkan ve gerekse bakan unvanıyla bu görevde bulunmuştur. Bu nedenle Ahmet Cevdet Paşa'yı Yargıtay'ın ilk Başkanı olarak kabul etmek gerekir. Mecelle'nin hazırlanmasıyla uğraştığından 1869-­70 yılında bu görevi son bulmuştur.

Kaynaklar

Yarı büyük eksen

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

Gökbilimde, bir yörüngeyi tanımlayan elipsin büyük eksen uzunluğunun yarısına eşit olan değer, o yörüngenin yarı büyük eksen uzunluğu olarak adlandırılır. Bu ölçü, 'dolanan cisim'in yörünge periyodu ya da dönemini belirler. Başka bir deyişle bir 'merkezi cisim' çevresinde aynı yarı büyük eksen uzunluğundaki yörüngelerde hareket eden gök cisimleri, yörünge dışmerkezliği ne olursa olsun bir devirlerini aynı sürede tamamlarlar.

Yarı iletken

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

Elektrik iletkenliği bakımından , iletken ile yalıtkan arasında kalan maddelerdir.

Normal durumda yalıtkan olan bu maddeler , ısı , ışık , manyetik etki ya da elektriksel gerilim gibi dış etkiler uygulandığında bir miktar valans elektronları serbest hale geçerek iletkenleşirler. Uygulanan bu dış etki ya da etkiler ortadan kaldırıldığında yarı iletkenler , yalıtkan hale geri dönerler. Bu özellik elektronikte yoğun olarak kullanılmalarını sağlamıştır.

Yarı iletkenlerin valans yörüngelerinde 4 elektron bulunur. Bu yüzden yarı iletkenler iletkenlerle yalıtkanlar arasında yer almaktadır. Elektronik elemanlarda en yaygın olarak kullanılan yarı iletkenler germanyum ve silisyumdur.

Tüm yarı iletkenler son yörüngelerindeki atom sayısını 8 'e çıkarma çabasındadırlar. Bu nedenle saf bir germanyum maddesinde komşu atomlar son yörüngelerindeki elektronları Kovalent bağ ile birleştirerek ortak kullanırlar.Atomlar arasındaki bu kovalent bağ germanyuma kristallik özelliği kazandırır. silisyum özellik olarak germanyumla hemen hemen aynıdır.

Yarı iletkenli elektronik devre elemanlarında daha çok silisyum kullanılır. Silisyum ve germanyum devre elemanı üretiminde saf olarak kullanılmaz. Bu maddelere katkı katılarak pozitif ve negatif maddeler elde edilir. Pozitif (+) maddelere "P tipi", Negatif (-) maddelerede "N tipi" maddeler denir.

Yarı iletkenler ; germanyum , silisyum , selenyum gibi elementler olabildiği gibi , bakır oksit , galyum arsenid , indiyum fosfür , kurşun sülfür gibi bileşikler de olabilir.

Yarı kamusal mal

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

Yarı kamusal mal, faydası bölünebilen, pazarlanabilen ve topluma önemli ölçüde dışsal fayda sağlamakta olan mallardır. Yarı kamusal malların klasik iki örneği Eğitim ve Sağlıktır.

Yarılanma süresi

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

Yarılanma süresi, bir radyoaktif izotopun miktarının yarıya inmesi için gereken zamandır. Her radyoaktif izotopun kendine özgü belirli bir yarılanma süresi vardır. Genellikle t1 / 2 ile gösterilir. Yarılanma süresi maddenin miktarından bağımsız olup yalnızca hız sabitine (λ) bağımlıdır.

t_{1/2} = \frac{ln(2)}{\lambda}

Kullanma alanları

Radyoaktif maddelerin yarılanma sürelerinin bilinmesinin iki yararlı pratik nedeni vardır. Bunlardan birincisi; yarılanma süresinin izotopun kararlılığını göstermesidir. Yarılanma süresinin artması izotopun kararlılığının arttığını gösterir. İkincisi ise; yarılanma süresi, teknolojide, örneğin makine yağlarının etkinliği radyoaktif izotop katılarak anlaşılabilir. Makine bir süre çalıştıktan sonra, yağdan örnek alınarak ne kadarının makine parçalarına yayıldığı, radyoaktif parçaların varlığından anlaşılır.

Jeolojide kayaların, kemiklerin ve sanat eserlerinin yaşları 238U/206Pb oranı veya 14C/12C oranı ölçülerek bulunabilir (radyokarbon metodu). 238U en son kararlı 206Pb izotopunu oluşturur. Dünyanın başlangıcında bu oran 0/1 ve bir yarılanma süresi sonunda (4,5 · 109 yıl) 1/1 alınarak bu kayaların yaşı yaklaşık olarak bulunabilir. Yeryüzündeki en yaşlı kayaların yaşı bu yöntemle 4,55 · 109 yıl olarak bulunmuştur. Uranyum içermeyen kayaların yaşı potasyum-argon yöntemiyle bulunur.

Bazı atom çekirdeklerin yarılanma süresi

Element İzotop Zaman
Uranyum 238U 4,5. Mrd. yıl
Plütonyum 239Pu 24.000 yıl
Karbon 14C 5730 yıl
Tritium 3H 12,36 yıl
Sezyum 137Cs 30 yıl
Radyum 236Ra 1622 yıl
Radon 222Rn 3,8 gün
Fransiyum 223Fr 22 dakika
Toryum 223Th 0,9 saniye
Polonyum 84Po 0,3 · 10-6 saniye

Yarımada

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

Üç tarafı denizlerle çevrili kara parçalarına yarımada denir.

Yarımburgaz Mağarası

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search
Bu ansiklopedi maddesinin biçim olarak Vikipedi standartlarına ulaşması için elden geçirilmesi gerekmektedir.

Düzenleme yapıldıktan sonra bu açıklama silinmelidir.


Yarımburgaz Mağarası İstanbul'un yaklaşık 22 km batısında, Küçük Çekmece Gölü'nün 1.5 km kadar kuzeyinde bulunmaktadır ve Eosen kökenli karstik kireçtaşı oluşumlarının içine oyulmuştur. Yukarı ve Aşağı Mağara olmak üzere iki bölümden oluşan mağara, doğal özellikleri kadar, içinde bulunan kültürel kalıntılarla da 19. yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak jeologların, gezginlerin ve daha sonra da arkeologların ilgisini çekmiştir. Mağaranın Pleistosen arkeolojisi ile ilgili öneminin anlaşılması, Türkiye'de Pleistosen arkeolojisinin kurucularından olan Ş. A. Kansu'nun çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır. Daha sonraki dönemde mağara, İstanbul'a yakınlığı dolayısıyla Prehistorya Anabilim Dalı öğrencilerinin hemen hemen her yıl ziyaret ettiği bir yer olmuştur. İSKİ inşaatı ve mağarada 1986 yılına kadar çekildiği bilinen altı film yüzünden mağaranın yoğun olarak tahrip edilmesi nedeniyle 1986'da mağaradaki arkeolojik kazılar yeniden başlamıştır. Ancak kazı başlayana kadar mağaradaki Geç Antik Çağ ve Bizans çağı yerleşimleriyle ilgili tüm kalıntılar yok olmuş, mağarada doğal olarak bulunan sarkıt ve dikitler de kırılmıştır.

Yarımburgaz Mağarası'nda yazımızın konusu olan Pleistosen arkeolojisiyle ilgili çalışmalar 1988-1990 yılları arasında üç yıl süreyle gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar sırasında sadece kültür tarihiyle ilgili çalışmalar yapılmamış, ayrıca jeomorfoloji, tafonomi ve arkeozooloji çalışmaları da yapılmıştır. Yarımburgaz kazılarında bulunan maddesel kültür ürünleri, Orta Pleistosen boyunca uzun bir süre boyunca aynı genel kültür çerçevesinde üretilmişlerdir. O dönem insanının düşünce yapısını, ekolojik çevreyle olan ilişkilerini ve doğa ile mücadelesinin kanıtı olan taş aletlerin görünümü kaba ve ilkeldir. Ancak bu aletler işlevseldirler ve planlı olarak yapılmışlardır. Dolayısıyla aletlerin yapımı sırasında teknolojik olarak ne gerekiyorsa yalnızca o yapılmıştır ve gereksiz ayrıntılara zaman ve emek harcanmamıştır.

Yasa dışı haşhaş ekimi

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

© Muhtemel telif hakkı ihlali!

Alıntı kaynağı: <www.yesil.org/teror/uyusturucu.htm>
Alıntı ile ilgili izin alındıysa lütfen maddenin tartışma sayfasında belirtiniz. Aksi takdirde madde telif ibaresi konduktan 10 gün sonra kısmen ya da tamamen silinecektir.

© Muhtemel telif hakkı ihlali!

Alıntı kaynağı: <kom.gov.tr/narkotik/narkotik_sorun.htm>
Alıntı ile ilgili izin alındıysa lütfen maddenin tartışma sayfasında belirtiniz. Aksi takdirde madde telif ibaresi konduktan 10 gün sonra kısmen ya da tamamen silinecektir.

Günümüzde, yasadışı haşhaş ekimi önemli ölçüde Güneydoğu (Burma-Laos-Tayland) ve Güneybatı Asya (Afganistan-Pakistan-İran) ülkelerinde yapılmaktadır. Son dönemde, yasadışı üretimin önemli ölçüde azaldığı “Bekaa Vadisi” de bir dönemin en önemli yasadışı haşhaş ekim merkezlerinden biri idi. Afganistan’da gerçekleştirilen yasadışı afyon bitkisinin üretimi, daha önceleri belirli bölgelerde gerçekleştirilirken ülkenin diğer kısımlarına da yayılmıştır. Ancak 2000 yılında küçük de olsa bir azalma meydana gelmiştir. 1999 yılındaki 90.983 hektarlık ekili alan %10 azalarak 82.172 hektara düşmüştür. Afganistan’daki afyon üretiminin %76’sı Helmant ve Nangarhar illerinde gerçekleştirilmektedir. Aynı zamanda, dünya afyon üretiminin %75’ini karşılayan Afganistan’da 1999 yılında 4600 ton afyon üretilirken, 2000 yılında ise 3275 ton üretilmiştir. Bu azalma, iklim koşullarından kaynaklansa da Afganistan, hala dünyanın bir numaralı eroin üreticisi olmaya devam etmektedir. Geleneksel bir haşhaş yetiştiricisi olan ülkemizde, yasal olarak haşhaş ekimi yapılmakta ve üretim bölgelerinde hasat, kapsüller çizilmeden gerçekleştirilmektedir. Kontrollü olarak üretimi gerçekleştirilen haşhaş kapsülleri, Afyon Bolvadin'de bulunan alkaloit fabrikasında işlenmektedir. Ekim alanları, her sene Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilmektir.

Yasa dışı haşhaş ekimi

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

© Muhtemel telif hakkı ihlali!

Alıntı kaynağı: <www.yesil.org/teror/uyusturucu.htm>
Alıntı ile ilgili izin alındıysa lütfen maddenin tartışma sayfasında belirtiniz. Aksi takdirde madde telif ibaresi konduktan 10 gün sonra kısmen ya da tamamen silinecektir.

© Muhtemel telif hakkı ihlali!

Alıntı kaynağı: <kom.gov.tr/narkotik/narkotik_sorun.htm>
Alıntı ile ilgili izin alındıysa lütfen maddenin tartışma sayfasında belirtiniz. Aksi takdirde madde telif ibaresi konduktan 10 gün sonra kısmen ya da tamamen silinecektir.

Günümüzde, yasadışı haşhaş ekimi önemli ölçüde Güneydoğu (Burma-Laos-Tayland) ve Güneybatı Asya (Afganistan-Pakistan-İran) ülkelerinde yapılmaktadır. Son dönemde, yasadışı üretimin önemli ölçüde azaldığı “Bekaa Vadisi” de bir dönemin en önemli yasadışı haşhaş ekim merkezlerinden biri idi. Afganistan’da gerçekleştirilen yasadışı afyon bitkisinin üretimi, daha önceleri belirli bölgelerde gerçekleştirilirken ülkenin diğer kısımlarına da yayılmıştır. Ancak 2000 yılında küçük de olsa bir azalma meydana gelmiştir. 1999 yılındaki 90.983 hektarlık ekili alan %10 azalarak 82.172 hektara düşmüştür. Afganistan’daki afyon üretiminin %76’sı Helmant ve Nangarhar illerinde gerçekleştirilmektedir. Aynı zamanda, dünya afyon üretiminin %75’ini karşılayan Afganistan’da 1999 yılında 4600 ton afyon üretilirken, 2000 yılında ise 3275 ton üretilmiştir. Bu azalma, iklim koşullarından kaynaklansa da Afganistan, hala dünyanın bir numaralı eroin üreticisi olmaya devam etmektedir. Geleneksel bir haşhaş yetiştiricisi olan ülkemizde, yasal olarak haşhaş ekimi yapılmakta ve üretim bölgelerinde hasat, kapsüller çizilmeden gerçekleştirilmektedir. Kontrollü olarak üretimi gerçekleştirilen haşhaş kapsülleri, Afyon Bolvadin'de bulunan alkaloit fabrikasında işlenmektedir. Ekim alanları, her sene Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilmektir.

Yasal

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

Yasaya uygun olan, yasadışı olmayan.

Yaşamak (film)

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search
Yaşamak Huozhe
Filmin Posteri
Yönetmen Yimou Zhang
Yazan Hua Yu Wei Lu
Oyuncular You Ge Li Gong Ben Niu
Tür Drama
Yıl 1994
Süre 125 dk.
Diller Mandarin Çincesi
IMDb sayfası

Yaşamak, 1994 Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü kazanırken, filmin oyuncusu You Ge da en iyi aktör ödülüyle onurlandırılır. Yimou filmini yaşamın gerçek problemleri üstüne kurar. Yaşamak, Kültür Devrimi sırasındaki köklü değişimlere sıradan birey ve ailelerin nasıl tepki verdiğini gösterir. 1940’lı yıllarda geçen öykü bir çiftin yaşamından bir kesit sunar. Zengin bir ailenin büyük oğlu, saplanıp kaldığı kumar tutkusunun bir sonucu olarak evlerini kaptırır. Yaşanılan büyük iç savaşta oradan oraya sürüklenir. Savaşın bitiminde evlerini kaptırdığı toprak ağasının asılışına tanık olur. Bir burjuva eğlencesi olarak gösterilip yasaklanıncaya kadar, yaşamını kukla oynatıcısı olarak kazanır.

Yönetmen bireysel bir trajediyi sosyal bir dramın parçası olarak verir ancak trajik olanı değil dramatik olanı vermeyi amaçlar. Yaşamanın güçlükler karşısında umut beslemek olduğu mesajı belirgindir. “Amacım sıradan bir Çin ailesinin yaşamını yansıtmaktı. Bu insanların yaşamlarında çok boyutlu planları yok, elinde olanlarla yetinmeyi biliyorlar. Birçok insan filmdeki karakterlerle kendi yaşamları arasında paralellikler kurdu.”

Kaynak

http://www.dergi.org

Yaşamak Sanatı

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

Fransız yazar André Maurois tarafından kaleme alınmış Yaşamak Sanatı isimli kitap, Türkçe'ye Yaşama Sanatı ismiyle de çevirilmiştir. Eserin orijinal ismi "Un Art de Vivre"dir.

Deneme olarak tanımlanabilecek eserde beş ana başlık ile okuyucuya entelektüel açıdan zengin nasihatlar sunuluyor. Bu beş ana başlık: Düşünmek Sanatı, Sevmek Sanatı, Çalışmak Sanatı, Emretmek Sanatı ve Yaşlanmak Sanatı. Bu beş başlıktan her birinin detayları ve süreçleri çeşitli alt başlıklarla anlatılmış. Bu kitap André Maurois'in pek bilinmeyen eserlerinden birisidir.

Yaşar Doğu

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

Yaşar Doğu, (doğum 1913 Samsun - ölüm 1961 Ankara) hem serbest, hem de grekoromen stilde güreşen, Türk güreşinin simge ismi.

1913 Yılında Samsun’un Kavak İlçesine bağlı Karlı köyünde doğan Yaşar Doğu, 1. Dünya Savaşı sırasında babasının ölmesi üzerine annesinin köyü olan Emirli'ye yerleşti. Bu köyde çok küçük yaşta güreşe başladı. Daha 15 yaşında iken yörenin en ünlü pehlivanları arasına girdi. Askere gidene kadar karakucak güreşi yaptı.

1936 yılında Ankara'da askerde iken, Güreş Kulübü'ne girdi ve minder güreşine başladı. 1938 yılında askerliği bitince Ankara'ya yerleşti ve kulübü adına güreşmeye başladı. Burada o dönem milli takımın başında olan Finlandiya'lı antrenör Onni Helinen ondaki güreş stilini ve gücünü görünce 1939 yılında Milli Takıma aldı. Aynı yıl Oslo'da yapılan Avrupa Şampiyonası'nda 66 kiloda güreşti ve yaptığı dört güreşin birinde yenildi ve ikinci oldu. Bu tek yenilgisini sayı ile Estonya'lı güreşci Toots'a karşı aldı. Osla Turnuvası Yaşar Doğu'nun katılıp da şampiyon olmadığı tek turnuva oldu.

1940 yılında İstanbul Çemberlitaş'da yapılan Balkan Şampiyonası'nda üç tuşla 3 galibeyet aldı ve 66 kiloda şampiyon oldu. Araya 2. Dünya Savaşı girmesiyle 1946'da Kahire ve İskenderiye'de yapılan iki milli karşılaşmada iki tuşla iki galibiyet daha kazandı. Yine o yıl Stockholm'de yapılan Avrupa Şampiyonası'nda 73 kilo ile 6 maça çıktı ve hepsini kazanarak ilk defa Avrupa Şampiyonu ünvanını kazandı. Bir yıl sonra Prag'da yapılan Avrupa Grekoromen Şampiyonası'nda yine bütün rakiplerini yendi ve 73 kilonun şampiyonu oldu.

1948 Londra Olimpiyatları'na katıldı ve burada 5 rakibini de yenerek Olimpiyat Şampiyonu oldu.

1949 yılında Türk Milli Takımı ile bir Avrupa Turnesi'ne çıktı. İtalya, İsviçre, İsveç ve Finlandiya'yı kapsayan bu turnede 79 kiloda toplam 7 güreş yaptı ve hepsini kazandı. Aynı yıl Avrupa Güreş Şampiyonası İstanbul'da düzenlendi. Yaşar Doğu, 79 kiloda güreşti ve ilk üç rakibini tuşla, finalde ise İsveçli ünlü güreşçi Groemberg'i sayı ile yenerek şampiyon oldu.

1950 yılında bu defa Asya'da bir turneye çıktı. Bağdat, Basra ve Lahor'da yaptığı tüm güreşlerde rakiplerini tuşla yendi ve ününü Doğu'da da yaygınlaştırdı.

Yaşar Doğu, güreş hayatı boyunca bir kez Dünya Şampiyonası'na katılma şansını yakaladı. 1951 yılında 87 kiloda mindere çıkan Yaşar Doğu kısa boylu olduğu için bu kiloda güreşmesinin güç olmasına rağmen Finlandiyalı, İranlı, Alman ve İsveçli rakiplerini yenerek, ömrünün ilk ve son Dünya Şampiyonluğu'nu kazandı.

Londra Olimpiyatları'ndan sonra kendisine ev armağan edildiği için Olimpiyat Komitesi'nce profesyonel ilan edilince, 1952 Helsinki Olimpiyatları'na katılamadı.

Güreşi bıraktıktan sonra Milli Takım'da antrenör oldu. 15 Aralık 1955 günü Milli Takım'la beraber İsveç'te bulunduğu sırada ağır bir kalp krizi geçirdi. Doktorların kesin dinlenme önerisine rağmen yurda döndükten sonra genç güreşciler yetiştirmeye devam etti.

8 Ocak 1961'de Ankara'da geçirdiği ikinci kalp krizi ile vefat etti.

Türk güreşinin efsane isimlerinden biri olan Yaşar Doğu, ay yıldızlı mayo ile yaptığı 47 güreşin yalnızca birinde yenilmiş, gelip geldiği 46 karşılaşmanının 33'ünü tuşla kazanmıştır. Kazandığı 46 karşılaşmanın normal süre toplamı 690 dakika olduğu halde, kısa sürede yaptığı tuşlar nedeniyle bu güreşler toplam 372 dakika 26 saniye sürmüştür.

Dış Bağlantılar

Yaşar Kemal

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search
Yaşar Kemal
Enlarge
Yaşar Kemal

Yaşar Kemal (1923) Türk yazar, romancı

Asıl adı Kemal Sadık Göğceli olan Yaşar Kemal, 1923 yılında Adana'nın Osmaniye İlçesi'ne bağlı Hemite Köyü'nde doğdu. Henüz ortaokul sıralarındayken halk yazınına duyduğu ilgi, onu folklor derlemeleri yapmaya yöneltti. O dönemde şiirleri, Adana Halkevi'nin yayını olan "Görüşler Dergisi" nde yayımlandı. Ortaokulun son sınıfındayken okulu bırakmak zorunda kalarak; ırgatlık, amelebaşılık, pirinç tarlalarında su bekçiliği, arzuhalcilik, öğretmenlik, kütüphane memurluğu gibi işlerde çalıştı. Bu arada Ülke, Kovan, Millet, Beşpınar Dergilerinde, şiirleri görüldü. 1951 yılında İstanbul'a yerleşerek, Cumhuriyet Gazetesi'nde fıkra ile röportaj yazarlığı yapmaya başladı. "Dünyanın En Büyük Çiftliğinde Yedi Gün" başlıklı röportajıyla, Gazeteciler Cemiyeti Özel Başarı Armağanı'nı kazandı.

O yıllarda öyküleriyle de ilgi çeken sanatçının, 1952 yılında "Sarı Sıcak" adlı öykü kitabı yayımlandı. İlk romanı "İnce Memed" 1955 yılında çıktı. 1955-1984 yılları arasında öykü, roman, röportaj ile makalelerinden oluşan 33 kitabı yayımlandı. Yaşar Kemal, ilk romanı "İnce Memed" ile 1955 yılında Varlık Roman Armağanı'nı kazandı. 1974 yılında "Demirciler Çarşısı Cinayeti" adlı yapıtı, Madaralı Roman Ödülü'nü aldı. "Yer Demir Gök Bakır" Fransa'da 1977 yılında, Edebiyat Eleştirmenleri Sendikası tarafından yılın en iyi yabancı romanı seçildi. "Binboğalar Efsanesi", 1979 yaz dönemi için Büyük Edebiyat Jürisi tarafından seçilen kitaplar arasında yer aldı.

1982 yılında uluslararası Del Duca Ödülü'ne layık görülen Yaşar Kemal, 1984 yılında Fransa' nın Légion D'Honneur Nişanı'nı aldı. Yapıtlarında; Torosları, Çukurova'yı, Çukurova insanının acı yaşamını, ezilişini, sömürülüşünü, kan davasını, ağalık ile toprak sorununu çarpıcı bir biçimde ortaya koyan yazarın eşsiz betimlemeleri eserlerinin en önemli özelliğidir. 29 dilde yayımlanmış olan kitaplarıyla, dünya yazınında önemli bir yeri vardır.

Yapıtları

Öykü

  • Sarı Sıcak, İst.: Varlık, 1952
  • Bütün Hikâyeler, İst.: Cem, 1975.

Roman

  • İnce Memed, 1. c., İst., 1955; 2. c., İst., 1969; 3. c., İst., 1984; 4. c., 1987
  • Teneke, İst.: Varlık, 1955
  • Orta Direk, İst.: Remzi, 1960
  • Yer Demir Gök Bakır, İst.: Güven, 1963
  • Ölmez Otu, İst.: Ant, 1968
  • Akçasazın Ağaları / Demirciler Çarşısı Cinayeti, İst.: Cem, 1974
  • Akçasazın Ağaları / Yusufcuk Yusuf, İst.: Cem, 1975
  • Yılanı Öldürseler, İst.: Cem, 1976
  • Al Gözüm Seyreyle Salih, İst.: Cem, 1976
  • Allahın Askerleri, İst.: Milliyet, 1978
  • Kuşlar da Gitti, (uzun öykü) İst.: Milliyet, 1978
  • Deniz Küstü, İst.: Milliyet, 1978
  • Hüyükteki Nar Ağacı, İst.: Toros, 1982
  • Yağmurcuk Kuşu / Kimsecik I, İst.: Toros, 1980
  • Kale Kapısı / Kimsecik II, İst.: Toros, 1985
  • Kanın Sesi / Kimsecik III, İst.: Toros, 1991
  • Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, İst.: Adam, 1997
  • Karıncanın Su İçtiği, İst.: Adam, 2002
  • Tanyeri Horozları, İst.: Adam, 2002.

Destansı Romanları

  • Üç Anadolu Efsanesi, İst.: Ararat, 1967
  • Ağrıdağı Efsanesi, İst.: Cem, 1970
  • Binboğalar Efsanesi, İst.: Cem, 1971
  • Çakırcalı Efe, İst.: Ararat, 1972.

Röportaj

  • Yanan Ormanlarda 50 Gün, İst.: Türkiye Ormancılar Cemiyeti, 1955
  • Çukurova Yana Yana, İst.: Yeditepe, 1955
  • Peribacaları, İst.: Varlık, 1957
  • Bu Diyar Baştan Başa, İst.: Cem, 1971
  • Bir Bulut Kaynıyor, İst.: Cem, 1974.

Deneme-Derleme

  • Ağıtlar, Adana: Halkevi, 1943
  • Taş Çatlasa, İst.: Ataç, 1961
  • Baldaki Tuz, (1959-74 gazete yazıları) İst.: Cem, 1974
  • Gökyüzü Mavi Kaldı, (halk edebiyatından seçmeler, S. Eyüboğlu ile)
  • Ağacın Çürüğü: Yazılar-Konuşmalar, (der. Alpay Kabacalı) İst.: Milliyet, 1980
  • Yayımlanmamış 10 Ağıt, İst.: Anadolu Sanat, 1985
  • Sarı Defterdekiler: Folklor Derlemeleri, (haz. Alpay Kabacalı) İst.: Yapı Kredi, 1997
  • Ustadır Arı, İst.: Can, 1995
  • Zulmün Artsın, İst.: Can, 1995.

Çocuk Romanı

  • Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca, İst.: Cem, 1977

Çeviri

  • Ayışığı Kuyumcuları (A. Vidalie; Thilda Kemal ile), İst.: Adam, 1977

Yaşar Nabi Nayır

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

25 Aralık 1908'de Üsküp’te doğdu, 15 Mart 1981'de İstanbul’da öldü. 1929'da Galatasaray Lisesi’ni bitirdi. Bir dönem bankacılık yaptı. Ulus gazetesinde, Türk Dil Kurumu’nda, Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’nda çalıştı. İlk sayısını 15 Temmuz 1933’te çıkardığı Varlık Dergisi’ni yayımlamaya başladı. 1946 yılında bakanlıktaki görevinden istifa edip Varlık Yayınevi’ni kurdu. Ölümüne değin de Varlık Yayınevi’ni yönetti. Sanat yaşamının ilk döneminde şiirle uğraştı. Yedi Meşale Topluluğu’nun kurucuları arasında yer aldı. Sonraları öykü, roman, oyun ve deneme türünde de ürünler verdi. Çok sayıda çevirisi vardır. Ancak asıl önemli yönü, 48 yıl hiç aksatmadan yayımladığı Varlık Dergisi’dir. Hâlâ yayımlanan Varlık Dergisi, Türk edebiyatına büyük katkı sağladı, birçok yeni yazar kazandırdı.

Konu başlıkları

[gizle]

Eserleri

Şiir

  • Kahramanlar (1929)
  • Onar Mısra (1932)
  • Kahramanlar (1970, toplu şiirleri)

Roman

  • Bir Kadın Söylüyor (1931)
  • Adem ile Havva (1932)

Öykü

  • Bu da Bir Hikayedir (1935)
  • Sevi Çıkmazı (1935)

Oyun

  • Mete (1933)
  • İnkılap Çocukları (1933)
  • Beş Devir (1933)
  • Köyün Namusu (1933)

İnceleme - Deneme

  • Balkanlar ve Türklük (1936)
  • Edebiyatımızın Bugünkü Meseleleri (1937)
  • Nereye Gidiyoruz (1948)
  • Yıllar Boyunca (1959)
  • Atatürkçülük Nedir (1963)
  • Atatürk Yolu (1966)
  • Edebiyat Dünyamız (1971)
  • Değişen Dünyamız (1973)
  • Çağımıza Ters Düşenler (1975)

Ödülleri

  • 1979 Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü, Türk edebiyatına büyük katkıları nedeniyle

Kaynakça

Yaşar Okuyan

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search
Yaşar Okuyan
Enlarge
Yaşar Okuyan

Yaşar Okuyan 1949'da İstanbul'da doğdu. İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulunu bitirdi. Bir dönem gazetecilik yaptı ve İmbat Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Yalova'nın il olmasından sonra 20. Dönemde Yalova Milletvekili seçildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yaptı. Evli ve 3 çocuk babasıdır.

Aktif siyasete 1970’li yılların başında MHP’de başladı. İlginç bir nokta, aynı dönemde kardeşi Arif Okuyan'ın TKP’li olması, parti organlarından Ürün dergisinin sahibi olması ve parti politikası gereği CHP'ye girmesidir. 'Faşist bir ağabeyim olduğu için utanıyorum' açıklamaları yapan Arif Okuyan, bu nedenle soyadını da (Ekim Devrimi'ne gönderme yapacak şekilde) değiştirmiş, Arif Ekim olmuştur. (80'li yıllar sonrasında 'faşist' ağabey ve 'komünist' kardeş barışmışlardır.) Okuyan, Mesut Yılmaz’ın ANAP liderliğine seçilmesinden sonra bu partiden Meclis'e girdi. Okuyan, ANAP'ta sürekli Ülkücü geçmişiyle anıldı. Eski ocağını rencide etmemeye, ancak ANAP’lı kimliğini vurgulamaya özen gösterdi. Özgeçmişinde MHP yıllarını gazetecilik yaptığı dönem olarak tarif etti. Okuyan, Mesut Yılmaz’la ters düşünce bakanlık görevi ile ANAP’tan ayrıldı.

ANAP'tan istifa etmesinin ardından önce eski partisi MHP'ye girdi çıktı. Kasım 2004'de Ankara kulislerinde yeni parti kuracağı söylentileri dolaşırken sürpriz yaparak, 28 Şubat sürecinde Hüsamettin Cindoruk ve ekibi tarafından kurulmuş olan Demokrat Türkiye Partisi’nin (DTP) başına geçti. Mayıs 2005 olağan kongresinde partinin ismini değiştirterek Hürriyet ve Değişim Partisi (kısaca Hür Parti) yaptı. Partinin amblemi de ‘yeşil zemin üzerinde güneş’ oldu. Böylece 5 yıl içinde 6 genel başkan (sırasıyla Hüsamettin Cindoruk, İsmet Sezgin, Mehmet Ali Bayar, Yılmaz Hastürk, Sema Küçüksöz ve Önder Günay) değiştirmiş bulunan DTP tarihe karışmış oldu.

Yaşar Turna

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Jump to: navigation, search

Kemençeci. (Artvin-Arhavi, 1931-1990). Arhavi’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Arhavi’de tamamladı. Rizeli bir kemençeciye olan hayranlığı sonunda kemençeye merak saldı. Kemençe çalmaya çok küçük yaşta başlamasına rağmen kısa sürede ustalaştı. Kendi kendine bir kemençe yapıp çalmaya başlayan Yaşar Turna, 18 yaşına geldiğinde artık bir kemençe ustasıydı. “Kemençeci Yaşar” namıyla ünlendi ve bu namı onun asıl adını geride bıraktı. 1970'li yıllardan itibaren “Kemençeci Yaşar” ve “Arkaburi Yaşari (Arhavili Yaşar)” namlarıyla tanındı. Arhavi’de kurduğu Folklor Derneği bünyesinde gençleri halk oyunları konusunda yetiştirdi. Çeşitli halk oyunları ekiplerine Laz horonlarını çalıştırdı. Söylediği geleneksel Laz ezgileri Doğu Karadeniz bölgesinde popüler hale geldi. Türkiye’de “ilk Lazca plağı” çıkartarak (1968) Laz müziğinin tanınmasına büyük katkı sağladı. Derlediği Lazca türküleri, kendisine özgü tavrı ile yorumlayarak o ezgilerin bugüne kadar gelmesini sağladı. Türkiye ve dünyada çok sayıda festivalde horon ekiplerine kemençesi ile eşlik etti. Kemençeci Yaşar, aynı zamanda kemençe yapım ustası idi. Yapım tekniğinde kemençenin klavye kısmını uzun tutarak yaygın olanın aksine melodik yapısını genişletti ve horonun yanı sıra şarkı ve türkülere de eşlik edebilir hale getirdi. 1970'li yılların ortalarından itibaren dönemin Karadeniz müziği yaptığını iddia eden kişilere çok sayıda beste ve Laz müziği derlemelerini verdi. Ancak kayıtlarda hiçbir şekilde Yaşar Turna adı geçmedi. Yaptığı kemençelerle Amerikalı kimi sanatçıların ilgisini çekerek birçok sipariş aldı ve bu sayede kemençenin dünya çapında tanınmasına katkıda bulundu. Birçok ödül, onur belgesi, plaket sahibi olan Kemençeci Yaşar, 12 Ekim 1990 tarihinde Arhavi’de öldü. Evli ve beş çocuk babası idi.