Ocak 15, 2005
İmla Kuralları
Alm. Rechtschreibung. Orthographie (f), Fr. Orthographe (f), İng. Ortohography. Bir dilin yazıya geçirilmesinde uyulması şart olan kâideler. Bunlar her dilin hususiyetlerine göre değişik olabildiği gibi, birçok dillerde ortaklaşa kullanılanları da vardır. Bir dilin yazıya geçirilmesinde birlik, doğruluk, anlaşılırlık ve düzgünlüğün sağlanması için o dilin imlâ kurallarına uymak mecbûridir.
Türkçedeki imlâ kurallarının bir kısmını harfler, ekler, bâzı kelimelerin yazılışları, bir kısmını da noktalama işâretleri ihtivâ eder. Bunlar şu şekilde sıralanır:
Büyük harfin kullanıldığı yerler:
1. Her cümlenin başındaki kelimenin ilk harfi veya cümle sonunda nokta (.), iki nokta üstüste (:), ünlem (!), soru işâretinden (?) sonra gelen kelimenin ilk harfi;
2. Bütün orta yazı başlıklarının her kelimesinin ilk harfi;
3. Hürmet ve meslek bildiren ünvanların ilk harfi;
4. Özel isim (insan, hayvan, şehir, gazete, kitap) ve tamlamalarının ilk harfi (Ali Kahraman’ın, Minnoş’un, Edirne’den, Şanlıurfa’nın, Türkiye Gazetesi’ne, İslâm Âlimleri Ansiklopedisi’nin, Türkiye Çocuk Dergisi’ne gibi);
5. Dağ, göl, deniz, vâdi, yön, savaş, kurum, kale, eser gibi ibâre ve tamlamalar, kesme işâreti kullanılmadan (Ağrı Dağında, Van Gölüne, Güneydoğuda, Malazgirt Zaferine, Türkiye Büyük Millet Meclisinden, Ankara Kalesine, Ulu Câmide, Beylerbeyi Câmiinden gibi);
6. Saygı, ünvan, meslek bildiren takma isimler, kesme kullanmadan (Ali Beyden, Selma Hanımın, Merkez Efendiye, Rüstem Paşanın, Remzi Hocanın, Demirci Osman Ustaya, Orhan Gâziden, Yavuz Sultan Selîm Hanın, Mekke-i mükerremede, Başbakandan, İçişleri Bakanının gibi);
7. Dil, din, millet, topluluk isimleri, kesme kullanmadan (Türkçenin, İslâmiyette, Müslümanlıkta, Hanefîlerin, Japonlardan, Beşiktaşlıların, Selçuklulardan, Aydınoğulları gibi);
8. Şiirlerde mısra başlarındaki kelimelerin ilk harfi;
9. Kısaltmalar;
10. Târihlerde, ay ve günler (10 Temmuz 1991, Cumartesi günü gibi);
11. Dünyâ hâricindeki diğer sekiz gezegenin ilk harfleri, büyük harfle başlar.
ki bağlacının yazılışı:
Türkçede iki çeşit “ki” vardır. Bunlardan âitlik eki olan “-ki”, kendisinden önceki kelimeye bitişik yazılır ve bir isimle kullanılır:
Evdeki çocuk, köşedeki döşek, gazetedeki yazı...
Bağlaç olan ki aslında bir kelime olup mutlaka ayrı yazılır:
Buyuruyor ki, tam kapıyı açmıştı ki, bir duydu ki geri döndü, öyle ki...
Soru eki olan mi (mı, mi, mu, mü) nin yazılışı:
Soru eki olan mi, kendisinden önce gelen kelimeden (fiilden) ayrı yazılır ve sona soru işareti (?) konur:
Nedim evde mi? Gider misiniz? Doğru mudur?
de bağlacının yazılışı:
Türkçede iki çeşit (de) vardır. Bunlardan biri ismin hallerinden bulunma hâlini ifâde eder. Bu “-de” kendisinden önce gelen kelimeye bitişik yazılır:
Havada uçtu. Yemekte buluşuruz.
Bağlaç olan ve “dahi” mânâsına gelen “de” ise ayrı yazılır:
Yere de düştü. O da gitti. Sen de mi? Olsa da olmasa da fark etmez.
ile bağlacının yazılışı:
Kendisinden önce gelen kelime sessiz harfle biterse, “i” düşerek “-le” veya “-la” hâlinde birleşir ve bitişik yazılır:
elimle, îmânla...
Kendisinden önce gelen kelime sesli hafle biterse araya “y” harfini alarak birleşir ve bitişik yazılır:
gemiyle, arabayla...
İle bağlacı, üçüncü şahıs iyelik (sâhib olma) ekinden sonra gelirse, kendisinden önce gelen kelime ister kalın, ister ince sesliyle bitsin, muhakkak “-yla, -yle” şeklinde birleşir ve bitişik yazılır:
arabasıyla, mendiliyle...
Sessiz harflerin uyumu:
1. Kelimelerin sonunda bulunan “p,ç,t,k” harflerinden sonra sesli harfle başlayan bir ek gelirse, bu harfler yumuşayarak “b,c,d,g” ye çevrilir:
dolap-dolabı, ağaç- ağacı, geçit, geçidi, kapak-kapağı...
“ç,f,h,k,p,s,ş,t” harfleri “sert sessiz” dediğimiz harflerdir. Bir kelimenin sonunda, bu sert sessizlerden birisi varsa ve (c,d,g) dediğimiz yumuşak sessizlerle başlayan bir ek gelecekse, bu ek (ç,t,k) hâline döner. Kısacası; bir kelimenin sonu “f(ı)st(ı)kç(ı)ş(a)h(a)p” harfleri ile biterse “c,d,g”li ekler, yine bu harflerden olan “ç,t,k” ile yazılır:
Kireçci (değil) kireççi, kireçden (değil) kireçten, biçgi (değil) biçki, tarihci (değil) tarihçi, birlikden (değil) birlikten, gözlükcü (değil) gözlükçü, aşcı (değil) aşçı, sütden (değil) sütten...
Bitişik yazılan kelimeler ve fiiller:
Birleşik kelimeler (aslanağzı, akbaba, önsöz, dedikodu, işbaşı, yüzbaşı, binbaşı, cumartesi, pazartesi, asbaşkan gibi); pekiştirme sıfatları (kapkara, masmavi, büsbütün gibi); yeterlik, tezlik, yakınlık, sürerlik birleşik fiilleri (şaşakalmak, bakadurmak, olagelmek, sürüvermek, düşeyazmak, gidebilmek gibi); yardımcı fiillerin (et- eyle-, ol-) kullanılması hâlinde ses düşmesine veya ses artmasına uğrayan kelimeler (sabretmek, şükretti, hapsetmiş, hatmetmiş, kahreyle, kahrol, hapsoldu, emredince; affetti, affoldu, zannet, reddet, reddoldu, addedince gibi) bitişik yazılır.
Burada dikkat edilecek husus “et-, eyle-, ol-” fiillerinden önce gelen kelimenin bünyesinde düşme veya artma olup olmadığıdır: sabır kelimesinde “ı” düşünce sabretmek olur; af kelmesinde “f” harfi ikiye çıkınca (artınca) affettti olur. Bu kelimeler bitişik yazılır. Ancak, kelimelerin bünyesinde düşme veya artma olmazsa ayrı yazılır: arz etti, naz etmiş, mest oldu, geniş olmak gibi.
Uzatma ve inceltme işâretleri:
1. Uzatma işâreti (^):
a) Türkçeleşmiş birçok kelimede daha çok “f,h,k,y” gibi sessizlerden sonra gelen “a” harfinin üzerine konur (fâil, hâsılat, hâsılı, kâtil, Kâzım, hayâ gibi).
b) Yazılışları aynı, mânâları ve okunuşları ayrı olan kelimelerde kullanılır(adem-âdem, alem-âlem, Ali-âli, mani-mâni, ahır-âhir, hala-hâlâ gibi).
c) Nisbet (î) sinin üzerine konur (medenî, İslâmî, millî, dînî, edebî gibi).
2. İnceltme işâreti (^):
“g,k,l” seslerinden sonra gelen “a” ve “u” üzerine konur: “a”yı (ea), “u”yu (üu) okutur (kâğıt-keağıt, Kâzım, keazım, rüzgâr-rüzgear, hâlâ-hâlea, sükût-süküut gibi).
Kesme işâreti:
1. İnsan, hayvan, şehir, gazete, kitap, dergi gibi özel isimlerden ve tamlamalardan sonra gelen ekleri ayırmada kullanılır (Bahri’den, İhsan Şanlı’ya, Kıtmir’in, Tekir’den, Şanlıurfa’da, Gürcüboğazı’na, Türkiye Gazetesi’ne, İslâm Ahlâkı’nın, Türk Edebiyâtı Târihi’nin, Türkiye Çocuk Dergisi’ne gibi);
2. Rakamlardan ve kısaltmalardan sonra kesme kullanılır, ekler rakamın ve kısaltmanın okunuşuna göre yazılır: (1984’ten, 1970’te, 622’de; PTT’nin, ABD’ye, DMO’ya, İhlâs A.Ş’ye, 30 cm’den. 100 m2den kısaltmasında kesme kullanılmaz);
3. Harf veya ek’lerin ayrılmasında (ü’lü, a’sız, z’dir, -miş’li geçmiş, -aş-’lar tam kafiye, -mış’lar rediftir, -yle’dir gibi);
4. Özel isimlere gelen ekler satır sonuna geliyorsa, sâdece kesme kullanılır, satırsonu çizgisi kullanılmaz:
.................................................................... Ali’ nin kalemidir.
........................................................... Antalya’ dan geldi.
5. Önemi belirtilmek istenen kelimeler kesmeyle ayrılır (Yüzü ben’li olanı tanıdın mı? Onun pulculuk’tan kârı ne?);
6. Eski döneme âit metinlerde ve konuşma dilinin aynen aktarıldığı yazılarda düşen sesin yerine kullanılır:
Karac’oğlan sen bu ilden gidersen
Var m’ola, n’olursun, n’apsınlar gibi.