Aralık 28, 2004

Atina Deniz Savaşları

Deniz savaşlarının ne zaman sona ereceği belli olmadan uzayıp gidişi, Atina polis'inin iç dengesinde büyük değişikliklere yol açtı. Pek az mülkü olan ya da hiç mülkü bulunmayan yurttaşlar, artık her zaman savaş gemilerinde kürekçi olarak hizmet görebilirlerdi. Böylece bu kişiler, yurttaşı oldukları polis'e, falanks birlikleri içinde hizmet görmek kadar büyük önem kazanan bir askeri hizmette bulundular. Bir başka deyişle donanma, daha önce falankslarda savaşmak için gereken donanımı edinmeye gücü yetmeyen yurttaşların en yoksullarına bile büyük bir askeri rol verdi. Atina yurttaşlarının büyük bir bölümü için, yeni ele geçirilmiş bir kasabanın yağmalanmasından bolca bir çapul alabilme şansının yanı sıra, kürekçilik hizmeti karşılığı ödenen ücret, yıllık gelirlerine katılan oldukça iyi bir ek kaynak oldu. Atina, daha Pers istilasından önce demokratik bir kent durumuna gelmişti. Fakat önceleri, yoksul yurttaşların oy kullanma hakları güvenilir bir temele dayanmıyordu; çünkü bunlar, yoksul yurttaşların kendi güçleriyle ya da örgütleriyle kazandıkları haklar olmayıp, aristokrat politikacıların kendilerine aşağı sınıflar arasından yeni bir destek sağlama yolundaki çabalarının bir sonucu olarak onlara tanınmış haklardı. Ama donanmada kürekçilik her yaz yapılan bir iş durumuna gelince, yoksullar, kendilerine devlet işlerinde seslerini duyurma hakkı veren askeri bir rol sahibi oldular. Böylece demokratik anayasa, Atina tarihinde ilk kez güven altına alınmış oluyordu. Dönemi geçmiş çiftçi-piyadeler, Atina siyasal yaşamındaki önemlerini yitirerek kıyıya itildiler. Bunlar Halk Meclisi'nin toplantılarına katılmaya elverişli olmayan kentten uzak bölgelerde yaşarlarken, kent yoksullarının ellerinde, donanma seferde olmadığı aylar, zamanlarını geçirmek için Halk Meclisi toplantılarına katılmaktan başka pek az şey vardı. Atina'nın saldırgan deniz savaşlarına karşı gösterdiği düşkünlük, bazı tutucu Yunan kentlerini harekete geçirdi. Örneğin, İ.Ö. 467'de Naksos Adası, Perslere karşı girişilmiş savaşta payına düşen gemileri göndermedi. Atinalılar, bunu bir ihanet olarak yorumladılar. Silahlarım Naksos'a çevirdiler; ada halkını yendiler ve üzerlerine para olarak ödenecek bir haraç yüklediler. Daha sonra öteki müttefiklerine de aynı biçimde davrandılar. Bu tutumun bir sonucu olarak, Perslere karşı kentlerin özgür bir birliği olarak başlayan örgüt, yavaş yavaş doruğuna ulaştığında tüm Ege'ye dağılmış irili ufaklı elli kadar kent üzerinde egemenlik kuracak olan Atina İmparatorluğuna dönüştü. Atina kamu yaşamının demokratik bir biçime sahip olmasına karşın, kentin önderleri ve komutanları, uzun süre geleneksel siyasal üstünlük savları olan aristokratik ailelerden geledurdu. Atina siyaset alanında İ.Ö. 460-429 yılları arasında egemen olan ve Atina'nın en parlak çağına adı verilen Perikles gibi demokratlar bile, aristokrat ailelerden gelmişlerdi. Perikles, Sparta ve müttefikleriyle (İ.Ö. 431-404 arasında) yapılan uzun ve şiddetli Peloponnesos Savaşı sırasında öldükten sonra, çiftçi-askerlerle donanmanın topraksız kürekçileri arasındaki çıkar farklılığı öylesine arttı ki, eski aristokratik önderlik geleneği daha fazla süremedi. Böylece Perikles'ten sonra, halktan biri olan yetenekli, fakat ilkesiz Kleon başa geçti. Kleon'un savaşta (İ.Ö. 422'de) ölmesinden sonra da, siyasal önderlik alanında aristokratların tekeli hiçbir zaman tam olarak yeniden kurulamadı. Bundan daha uğursuz gelen bir başka değişiklik, polis'e olan bağlılığın gittikçe azalmasıydı. Bu değişiklik, her ergin erkeğin çiftçilik yapmasını gerektiren ve falanks içinde kendisi gibi çiftçilerin yanında savaşmasına olanak veren eski yalınlıkların yerini tacirler, zanaatçılar, çiftçiler, askerler, tayfalar, köleler, yabancılar, toprak sahipleri ve ortakçılar gibi gruplar arasındaki daha karmaşık toplumsal farklılaşmaların aldığı her yerde, bütün Yunan dünyasında görüldü. Peloponnesos Savaşı'nın uzun süren mücadeleleri bunu son derece hızlandırdı. Her yerde (Atina'nın içinde bile) zengin ve tutucu olanlar Sparta'yı destekleme eğilimi gösterirlerken; demokratlar Atinalılara karşı sevgi duydular. Her zaman şu ya da bu taraf yararına dıştan bir karışma olasılığı bulunduğundan, ihanet yolunda hem ayartmalar hem de olanaklar arttı. Polis'in çıkarlarının özel çıkarların ve hırsların önüne alınması gerektiği yolundaki eski düşünce, bu tür baskılara karşı duramadı. Demokratik ve aristokratik partiler arası yarışma tehdide, öldürmeye ve sürgüne başvurma biçiminde tümüyle yozlaştırılınca, Yunanistan'ın başlarına buyruk kentleri birbiri ardı sıra iç birliklerini yitirdi.