Ekim 26, 2004

Fenerbahçe Spor Klübü

1907 yılında kurulan Fenerbahçe Spor Kulübü , Türk futbolunun önemli camialarındandır. Resmi kuruluş yılı: 1907 Renkleri: Sarı ve lacivert Konu başlıkları [göstergizle] 1 Güncel bilgiler 1 Tarihi 1.1 Kuruluş öncesi Kadıköy 1.1.1 Kadıköy Futbol Birliği 1.2 Siyah Çoraplılar 1.3 1899: Fenerbahçe'nin gerçek kuruluş yılı 1.4 1907: Resmi kuruluş tarihi [değiştir] Güncel bilgiler Başkan: Aziz Yıldırım Adres: Fenerbahçe Spor Kulübü, Fenerbahçe Adası, Fenerbahçe 81030 İstanbul Stadyumu: Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Resmi ağ sitesi: http://www.fenerbahce.org.tr Resmi ürün satış birimi: Fenerium (http://www.fenerium.com) Tarihi [değiştir] Kuruluş öncesi Kadıköy İlk futbol oyununun bugünkü anlamıyla ilk kez 1823 yılında İngiltere'de oynanmaya başlamasının üzerinden uzun süre geçtikten sonra, 1890'lı yıllara ulaşıldığında, Moda'da oturan İngilizler de bu keyifli spordan iyice etkilenmiş ve o yemyeşil arsaların bulunduğu Kadıköy'ün geniş alanlarında, futbolu oynamaya başlamışlardı. İzlemesi çok keyifli bu oyunun çevredeki Türk gençlerinde de ilgi uyandıracağı ve de bu sporu onlara sevdireceği pek doğaldı, hatta kaçınılmazdı. Ama ne var ki, o sıralarda süren monarşi rejimi nedeniyle Müslüman Türkler için cemiyet kurmanın ya da var olan mevcut cemiyetlere bile üye olmanın yasak olmasından dolayı, Kadıköy çayırlarında top koşturan İngiliz gençlere yine ancak Rum gençleri eşlik edebilmekteydi. Yine de hemen her akşamüstü bilhassa Kuşdili Çayırı'nda yapılan bu futbol maçları ya da antrenmanları, Kadıköy halkının büyük bir kesiminin ilgisini çekmekte, genellikle akşamüstleri zevk için de olsa oynanan bu futbol oyunu için, Kalamış'tan, Moda'dan, Kuyubaşı'ndan ve Haydarpaşa çevresinden gelecek öbek öbek halkı, gününe ve hava durumuna göre küçük ya da büyük kümeler halinde bu oyunu seyretmeye yöneltmekteydi. Kadıköy halkının çoğu ikindi sularında ayaklanır, günlerden cuma ve pazar değilse yani Kurbağalıdere'nin kenarındaki salaş tiyatroda Komik Hasan'ın tuluat kumpanyası oynanmıyorsa Kuşdili Çayırı'na doğru yola koyulurlardı. Günlerden cuma ya da pazar ise de, Moda'ya doğru ya da şimdiki Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'nun bulunduğu Papazın Çayırı'na doğru yola koyulurlardı. Omuzdaş kılıklı, burma bıyıklı tüylü tüysüz gençler, yanlarında boy boy çocuklarla hanım nineler ve de orta yaşlı hatunlar, Arap bacılar, ahretlikler, kahvede pineklemekten usanan efendi kişiler, burada çayırı çepeçevre kuşatır, kadınlar getirdikleri kilimleri yayarlar, erkeklerin kimi toprağa bağdaş kurar, kimi büyükçe bir taşa oturur, kimi ayakta dururdu. Sucusu, dondurmacısı, kağıt helvacısı, simitçisi, baloncusu, Eyüp oyuncakçısı velhasılı satıcıların her çeşidi burada arzı endam eyler, burayı adeta panayır yerinden farksız kılardı. Ortadaki saha olacak alanda ise, kapı gibi gövdeli, başları açık, renk renk gömleklerinin kolları sıvalı, göğüsleri fora, bacaklarından dizkapaklarına kadar şortlu bir alay adam soluk soluğa koşuşurlar, birbirlerine çarpıp çarpıp, alt alta üst üste mecelleşirler, güya da top oynarlardı. Oynanan bu futbollardan örnek alan bazı gençler, Kadıköy'ündeki arsalarda ya da geniş çayırlarda onlar gibi top oynamaya heveslenir, karman çorman bir biçimde, bir harradır bir gürradır gider, topa en çok vuranla onu en havalara yükselten erbab sayılırdı. Ne var ki bir süre sonra, bir başka deyişle 1900'lü yıllara iyice yaklaşılmasıyla birlikte, Moda'da oturan İngiliz gençlerinin artık modern futbolu oynamaya başlamaları ve dolayısıyla da oynadıkları futbolu daha seyredilir bir halde sunmaları, kendilerini hayran hayran seyreden Kadıköy'lü gençlerin yüreklerinde birtakım kıpırdanmalara sebep oluyor, onlar gibi organize bir takım kurma isteklerini ise, vazgeçilemez bir tutkuya dönüştürmeye başlıyordu. Kadıköy Futbol Birliği 1890'lı yıllarda İstanbul Moda'da yaşayan İngiliz ailelerinden La Fontaine, Giraud, Whittall, Charnaud, Pears, Armitage aileleri Kadıköy ve Moda'nın çayırlarında kendi aralarında bu oyunu yeni yeni oynamaya başladıklarında, İzmir'de yaşayan İngiliz aileleri, Bornova çayırlarında bu oyunu çoktan oynamaya başlamışlardı bile. Zira sosyal ve idari bakımdan payitaht İstanbul'a uzak ve rahat iki şehir olan Selanik ile İzmir, 1870'li yıllarda Osmanlı'nın futbol oyunu için ilk taraftar bulduğu toprakları oluyor, futbol oyunu o dönemlerde dini inançların da etkisi ile Müslüman Türkler arasında gelişemediğinden, böylece de Osmanlı toprakları üzerinde ilk defa gayrimüslim ve ülkede yerleşmiş bulunan yabancı uyruklu vatandaşlar tarafından oynanıyordu. Moda'da futbolla tanışan ilk ailelerin İstanbul'da İngiltere elçiliği personeli görevlileriyle aralarında yaptıkları maç rekabetini, 1894 yılında İzmir'de Football Club Smyrne'nin kurulması ile birlikte İstanbul-İzmir rekabeti izlemeye başlıyordu. İzmir'de futbolun öncülüğünü yapan James La Fontaine, 1889 yılında İstanbul'a yerleştiğinde, Kadıköy'de İngilizlerin futbol ve ragbi karışımı bir oyun oynadıklarını görmüş ve onlarla kısa zamanda dostluk kurarak, daha iyi bildiği futbol oyununu onlara kabul ettirmişti. Tarihler 1897 yılını gösterdiğinde, James La Fontaine ve arkadaşları Kadıköy yakasında ilk kez bir futbol takımı olarak Kadıköy Futbol Birliği (Kadıköy Football Association) adı altında toplanıyor, takımı oluşturan İngiliz, Rum, Ermeni gençleri, genelde İstanbul'a sefere gelen İngiliz gemicilerle oynadıkları oyunlarını Kadıköy'ün çayırlarında sürdürüyor ve her akşamüstü, ilk bölümde geniş bir biçimde sunduğumuz, o kalabalık izleyici kitlesine de seyrettiriyorlardı. Bu karşılaşmalar halkın öylesine ilgisini çekmişti ki bu takım, iki yıl içerisinde İzmir Karması ile karşılıklı olarak futbol maçları yapmaya yönelmişti. [değiştir] Siyah Çoraplılar Rejimin baskısından gelebilecek her türlü tehlikeyi göze alan bu gençlerden, deniz öğrencisi Fuat Hüsnü (Kayacan), eski hariciyecilerden Reşat Danyal ve Mehmet Ali ile, Kuşdili'nde Papazın Çayırı adı verilen topraklarda meşin yuvarlağa vuruşlar yapan arkadaşları bu özlemin sona ermesini amaçlıyorlar ve 1899 yılında, devrin hafiye dikkatlerinden kaçmak ve hışımlarından korunmak amacıyla bir İngiliz adı altında Black Stocking FC (Siyah Çoraplılar Futbol Kulübü)'yi kuruyorlardı. Ancak siyah çorap ve kırmızı üst formaları ile Türk gençlerinin oluşturduğu bu ilk Türk spor ve futbol topluluğu daha ilk maçlarında hafiyelerin baskınına uğruyor ve hemen dağıtılıyordu. [değiştir] 1899: Fenerbahçe'nin gerçek kuruluş yılı Burada dikkati çeken en önemli nokta, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün, Black Stocking FC ismi altında 1899 yılındaki bu ilk girişimindeki öncülük yapan gençler ile, ilerideki yıllarda kurulacak olan Kadıköy Futbol Kulübü (1902) ve Fenerbahçe Futbol Kulübü (1907) adı altında toplanan gençlerin genelde aynı kişiler olacağıydı. Dolayısıyla FENERBAHÇE KULÜBÜ kuruluşunu gayri resmi olarak 1899 yılında gerçekleştirmiş, ne var ki iki kez kapatılmaları nedeni ile faaliyetlerine, ancak resmi kuruluş yılları olan 1907 yılında geçebilmişti. Görülen odur ki, Black Stocking FC ya da Kadıköy Futbol Kulübü adları, amaç karşısında birer araçtırlar. Ayrıca İstanbul'da kurulan futbol kulüplerinin listeleri incelendiğinde de, Moda Futbol Kulübü (1896), Cadi-Keuy Football Club (1899) ve Imogen (1900) takımlarının İngiliz uyruklular tarafından, Elpis (1900) takımının Rumlar tarafından, Black Stocking (1899), Beşiktaş Jimnastik Kulübü, Galatasaray Spor Kulübü ve Fenerbahçe Spor Kulübü'nün ise Osmanlı uyruklular tarafından kurulmuş oldukları da zaten görülmektedir. [değiştir] 1907: Resmi kuruluş tarihi Türk gençleri bu yıllarda resmi formalı olmasa da rahat rahat top koşturur bir duruma gelmişti. "Fener"Sonunda, içinde bulundukları tarihin de desteğinden güç alan Kadıköylü gençlerden, Hariciye Nazırı Asım ve Server Paşa'ların torunu Londra Sefareti Başkatibi Nuri Bey'in oğlu Ziya Bey ile Harekat Ordusu Feriki Tümgeneral Şevki Paşa'nın oğlu Ayetullah Bey ve de ünlü edebiyatçı Sami Paşazade Sezai Bey'in yeğeni Enver Necip Bey, Necip Bey'in Moda Başpınar sokak 3 numaralı evinin selamlık katında yaptıkları bir görüşme sonucunda kuracakları takımın ilk fikir harcını atıyorlardı. Gerekli olan parayı da finanse edecek olan dönemin zenginlerinden Saint Joseph mezunu Mühendis Nurizade Ziya Bey'e kulübün kurucu başkanlık şerefini, Osmanlı Bankası memurlarından Ayetullah Bey'e katiplik (sekreter) görevini, Bahriye Subayı Necip Bey'e de kaptanlık ve saymanlık görevini veriyorlardı. Aynı görüşmede varılan fikir birliği ile de kuracakları kulübün adını oturdukları semtin güzelliğinden esinlenerek Fenerbahçe yapacaklar, amblemlerini Fenerbahçe Burnu'ndaki ışık saçan fenerden, formalarındaki renkleri ise Fenerbahçe'sindeki ilkbaharın sevimli müjdecisi papatyaların kıskançlık ve temizlik sembolü olan renklerinden yani sarı ile beyazdan alacaklardı. Çoğu Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi olan, takımın ilk oyuncuları.Ertesi gün Baker Mağazası'ndan forma kumaşları alınıyor, Fener armalı kırtasiye malzemelerinin siparişleri veriliyor ve de dönemin güya Futbol Federasyon Başkanlığı görevini üstlenmiş kişisi James Lafontaine ile yapılan bir sohbette de sanki kendisinden icabet alınıyordu. Artık kurulacak olan kulübün ismi, başkanı, amblemi ve formaları seçilmiş, mesele sadece formaları giyerek bu ismi tescil ettirecek 11 Türk gencinin bir araya getirilmesine kalmıştı. Bu konuda da en mühim rolü St. Joseph Mektebi Türkçe Öğretmeni Enver Bey üstleniyordu. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün tarihi ile ilgili ayrıntılı bilgi bu sayfada (http://www.fenerbahce.org.tr/getpage.asp?pg=tarihce) bulunabilir. Retrieved from "http://tr.wikipedia.org/wiki/Fenerbah%C3%A7e_Spor_Kul%C3%BCb%C3%BC"

Galatasaray

Vikipedi, Özgür Ansiklopedi. Konu başlıkları 1 Kuruluş 1.1 Kurucu Listeler 1.2 Renklerin öyküsü 2 Günümüzde Galatasaray 3 Başarılar 4 Tarihindeki Önemli Futbolcular 5 Bağlantılar [değiştir] Kuruluş 1905 yılında, Ali Sami Yen önderliğinde Galatasaray Lisesi'nde Türkiye'nin ilk futbol takımı olarak kurulmuştur. Kurucuları: Ali Sami Yen, Asım Tevfik Sonumut, Emin Bülent Serdaroğlu, Celal İbrahim, Bekir Sıtkı Bircan, Reşat Şirvanizade, Refik Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver. Galatasaray Spor Kulübü, Türk Spor Tarihi'ndeki öncü olma özelliğini hiç kuşkusuz içinden doğduğu ve gene öncü bir kurum olan Galatasaray Lisesi'nden (Mektebi Sultani) almıştır. Okul ile kulüp arasındaki koparılmaz bağ, yadsınamayacak bir gerçeklik ve övünç kaynağıdır. Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul' un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı düzenler. Yıl 1870'tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır ve yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" verilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturur. Curel'den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M. Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra, değişik branşlara da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha başlatmış olurlar. Bu çalışmaların ürünü çok geçmeden alınmaya başlanır ve adı Türk Spor Tarihi'ne altın harflerle yazılan Faik Üstünidman'ın yanı sıra, Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler GSL'nde görev alıp, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasını sağlarlar. Özellikle Üstünidman'ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler futbolla tanışırlar. Ama oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır. Ama futbol GSL' nin Tören Kapısı'ndan adımını atmış ve tam bir salgına dönüşmüştür. 1901 yılında İstanbul'da yaşayan iki İngiliz, James Lafontaine ve Horace Armitage, Rum ve İngiliz oyunculardan oluşan Kadıköy Futbol Kulübü'nü kurmuşlar ama 1903'te takımdaki İngilizler bir anlaşmazlık sonucu ayrılarak Moda Kulübü'nü oluşturmuşlardır. 1904 yılında ise bu kulüpler, Imogen, Elpis, Strugglers takımlarıyla anlaşarak, İstanbul Futbol Birliği'ni hayata geçirmişler ve bugünkü Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yerinde bulunan "Union Club-İttihat Spor" sahasında düzenli karşılaşmalar yapmaya başlamışlardır. Görüldüğü gibi bu takımlar yabancı ya da azınlık takımlarıdır. Türk olmayan ekiplerin gerçekleştirdikleri bu ilk futbol karşılaşmaları, GSL öğrencilerini hem ilgilendirir hem de çok üzer. Artık onların amacı, kendi futbol kulüplerini kurmak, ölesiye sevdikleri bu oyunun kurallarını "hatmetmek" ve yabancılarla boy ölçüşmektir. Türk olmayan takımları yenmek Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatır: "1 Teşrin 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil...gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakda mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı. "Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek." Kulübün adının Gloria (Zafer) ya da Audace (Cesaret) konulması yolunda görüşler ortaya atılmışsa da, sonuçta Galatasaray olmasında anlaşmaya varılmıştır. Araştırmacı Cem Atabeyoğlu, Galatasaray adının, bu takımın yaptığı ilk maçta Rum ekibini 2-0 yenerken, seyircilerin onlardan "Galata Sarayı efendileri"diye söz etmelerinden doğduğunu yazar. Bunun üzerine kurucular da ismi benimserler ve "Adımız Galata Sarayı olsun" derler. [değiştir] Kurucu Listeler 1905'ten 1919'a kadar Galatasaray Spor Kulübü'ne Başkanlık yapan, mektebin 889 numaralı öğrencisi Ali Sami Yen, inci gibi elyazısıyla tuttuğu Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü ıhsaiyet Defteri'nin (Sayım-İstatistik Defteri) 181 ve 182. sayfalarında kurucu 13 üyeyi şöyle sıralar: 1-Ali Sami Yen; 2-Asım Sonumut; 3-Emin Bülent Serdaroğlu; 4-Celal İbrahim; 5-B. Nikolof; 6-Milo Bakiş; 7-Pol Bakiş; 8-Bekir Sıtkı Bircan; 9-Tahsin Nahit; 10-Reşat Şirvanizade; 11-Hüseyin Hüsnü; 12-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu; 13-Abidin Daver. 1905'te Osmanlı İmparatorluğu'nda bir dernekler yasası bulunmadığından, Galatasaray Spor Kulübü yasal olarak tescil edilme olanağını bulamamıştır. 1912 yılında Cemiyetler Kanunu çıkarıldıktan sonra, kulüp yasal bir kimlik kazandı. Yetkili makamlara kulüplerin tüzükleriyle birlikte, kurucu üyelerin ad ve adreslerinin de bildirilmesi zorunlu tutulduğundan, istifa eden ya da eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönen üyeler ilk listeden çıkarılmış ve 1 Eylül 1913'te kurucu liste yeniden düzenlenmiştir. Kurucu üyelerin yeni sıralaması şöyle gerçekleşmiştir: 1-Ali Sami Yen; 2-Asım Sonumut; 3-Emin Bülent Serdaroğlu; 4-Celal İbrahim; 5-Bekir Sıtkı Bircan; 6-Reşat Şirvanizade; 7-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu; 8-Abidin Daver. [değiştir] Renklerin öyküsü Galatasaray Spor Kulübü'nün ilk renkleri kırmızı-beyaz'dır. Bayrağımızın renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı ve paranoyak yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanmış ve futbolcular sıkı bir takibe alınmışlardır. Bu nedenle, sarı-siyah renkler gündeme gelmiş ama bunlar da kalıcı olmamış ve Galatasaray bugünkü renklerine kavuşmuştur. Bu renklerin öyküsünü Ali Sami Yen'den dinleyelim: "Birçok yerleri dolaştıktan sonra, nihayet Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanına gidilerek orada zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Tezgahtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hasıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. Nitekim de öyle oldu." Buna karşılık kuruculardan Bekir Sıtkı, söz konusu renklerin Gül Baba'nın II.Beyazıt'a verdiği sarı ve kırmızı güllerden esinlendiğini ileri sürer. [değiştir] Günümüzde Galatasaray Galatasaray Futbol Takımı, 1987-1988 sezonuna kadar toplam 13 yıl , 12 sezon boyunca şampiyonluk görmemiş bir haldeydi. Ali Tanrıyar'ın başkan olmasıyla büyük bir çıkış yakalamış ; halen Türkiye'de en fazla şampiyonluk kazanan olmasının yanısıra, Avrupa'da kupa kazanan ilk Türk takımı olmuştur. [değiştir] Başarılar Süper Kupa 1999-2000 UEFA Kupası 1999-2000 Birinci Futbol Ligi 1961-62, 1962-63, 1968-69, 1970-71, 1971-72, 1972-73, 1986-87, 1987-88, 1992-93, 1993-94, 1996-97, 1997-98, 1998-99, 1999-2000 , 2001-02 Türkiye Kupası 1962-63, 1963-64, 1964-65, 1965-66, 1972-73, 1975-76, 1981-82, 1984-85, 1990-91, 1992-93, 1995-96, 1998-99, 1999-2000 Cumhurbaşkanlığı Kupası 1966, 1969, 1972, 1982, 1987, 1988, 1991, 1993, 1996, 1997 Başbakanlık Kupası 1975, 1979, 1986, 1990, 1995 Spor Yazarları Derneği Kupası 1963, 1966, 1967, 1970, 1977, 1981, 1987, 1991, 1992, 1997, 1998, 1999 Maarif Kupası 1939 Amatör Futbol Birinciliği 1952 Tarihindeki Önemli Futbolcular Mehmet Leblebi , Metin Oktay , Coşkun Özarı , Turgay Şeren , Fatih Terim , Zoran Simoviç , Cüneyt Tanman , Cevad Prekazi , Ugur Tutuneker , Andre Claudio Taffarel , Gheorghe Hagi , Gheorghe Popescu , Hakan Şükür , Bülent Korkmaz, [değiştir] Bağlantılar http://www.galatasaray.org (Resmi Site) Retrieved from "http://tr.wikipedia.org/wiki/Galatasaray"

George Lucas

Vikipedi, Özgür Ansiklopedi. George LucasGerçek adı George Walton Lucas Jr. ABD'li sinemacı. Yapımcılık, yönetmenlik, yazarlık gibi sinemanın çeşitli alanlarında çalıştı. Yıldız Savaşları ve Steven Spielberg ile Indiana Jones serisini yarattı. Biyografisi 14 Mayıs 1944'te Kaliforniya'da doğan George Lucas profesyonel araba yarışçısı olmayı düşlerken liseyi bitirdikten hemen sonra geçirdiği trafik kazası nedeniyle bundan vazgeçti ve hayatı değişti. Kuzey Kaliforniya Üniversitesi'nde sinema okumaya karar veren Lucas, bu dönemde çektiği kısa filmlerden biri olan THX-1138: 4EB (Electronic Labyinth) ile National Student Film Festival'de büyük ödülü kazandı. Bunun sonucunda da Warner Brothers yapım şirketinde staja başladı. Burada Francis Ford Coppola'nın yönettiği Finian's Rainbow'un (1968) çekimlerine katıldı. Coppola ile arkadaşlıkları da böylece başladı. Birlikte 1969 yılında American Zoetrope adıyla bir şirket kurdular. Yaptıkları ilk iş de THX-1138: 4EB'nin uzun metrajlı versiyonu oldu. Warnes Brothers'ın finanse ettiği film gişede başarı getirmedi. Coppola, The Godfather (1972) filmi için çalışmaya başlayınca George Lucas kendi şirketi olan Lucasfilm Ltd.'i kurdu. 1973'te senaryosunu yazdığı, kendi hayatından da kesitler taşıyan American Graffiti'yi yönetti. Sadece 780.000 dolar bütçe ile çekilen, 50 milyon dolar gişe yapan bu filmle Altın Küre ödülünü kazandı. En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo dahil olmak üzere 5 dalda Oscar'a aday oldu. American Graffiti kadar "düşük bütçeli ama yüksek gelirli" bir ikinci film daha henüz yapılamadı. Aynı yıl, Flash Gordon ve Maymunlar Cehennemi'nden etkilenerek, Yıldız Savaşları'nın (Star Wars) senaryosunu yazmaya başladı. 1975'te bu film için gerekli olan görsel efektlerin yaratılacağı ILM (Industrial Light & Magic) şirketini kurdu. Star Wars projesi birkaç stüdyo tarafından reddedilse de sonunda Twentieth Century Fox tarafından kabul edildi. Filmleri Yönetmenliğini yaptığı filmler şöyledir: Star Wars: Episode III (2005) Yapım aşamasındadır Star Wars: Episode II - Attack of the Clones (2002) Short Chaos 10 (2000) Star Wars: Episode I - The Phantom Menace (1999) Captivated '92: The Video Collection (1991) "Rush, Rush" videosu Star Wars (1977) American Graffiti (1973) THX 1138 (1971) THX 1138:4EB (1970) Making of 'The Rain People', The (1969) Filmmaker (1968) 6-18-67 (1967) Anyone Lived in a Pretty How Town (1967) Emperor, The (1967) 1:42:08: A Man and His Car (1966) Freiheit (1966) (as Lucas) Herbie (1966) Look at Life (1965) [değiştir] Kaynaklar IMD Sayfası (http://www.imdb.com/name/nm0000184/) Lucasfilm (http://www.lucasfilm.com/)

Tunceli

Yüzölçümü: 7.774 km² Nüfus: 93.548 (2000) İl Trafik No: 62 Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Tunceli İli, kuzeyde ve batıda Munzur Dağları ile Karasu Irmağı, doğuda Bingöl Dağları ve Peri Suyu, güneyde Keban Baraj Gölü ile çevrilidir. Belirgin doğal sınırlarla kuşatılmış olan il toprakları, doğuda Bingöl ve Elazığ, güneyde Elazığ, batı ve kuzeyde Erzincan illeriyle komşudur. 2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre toplam 93548 kişilik nüfusa sahip olan Tunceli , aynı zamanda Türkiye’nin en az nüfusa sahip ilidir. Tunceli, 7774 km² yüzölçümü ile Türkiye topraklarının % 1’ini kaplamaktadır. Tunceli yöresinde ilk çağlardan beri pek çok uygarlık yaşamıştır. Orta Çağdan kalma ve bugün hala iyi durumda bulunan Pertek kalesi ve Munzur Vadisi Milli Parkı görülmeye değer güzellikleridir. Tunceli ilinin ilçeleri; Çemişgezek, Hozat, Mazgirt, Nazımiye, Ovacık, Pertek ve Pülümür'dür. Tunceli'nin eski ismi Dersim'dir.

Felsefe

Vikipedi, Özgür Ansiklopedi. Felsefe varlık ve düşünmeyi oluşturan ilkeler, gerçeklik ve nedenselliğin araştırılmasıdır. Çoğunlukla büyük filozoflar'ın çalışmalarının toplamına denilir. Filozoflar tarafından ortaya atılmış çeşitli soruların cevaplarının aranması anlamına gelir. Bir diğer tanımı bir tür kritik, yaratıcı düşünmedir. Bu anlamların herhangi biri ayrı olarak düşünülemez. Günlük kullanımda değişik anlamları olsada burada bir çalışma alanı olarak felsefe ele alınacaktır. Felsefenin konuları Filozoflar genellikle varoluş veya varlık, ahlak veya iyilik, bilgi, gerçek ve güzellik konularıyla ilgilenmişlerdir. Tarihsel olarak bir çok filozof dini inançlara veya bilime de eğilmiştir. Filozoflar genellikle bilimin dışında kalan bu kavramlarla ilgili kritik sorular sorarlar. Felsefe nedir sorusunun cevabının aranması da bir felsefi uğraştır. Filozoflar genellikle şu soruların cevaplarını ararlar Gerçek nedir? Bir ifadeyi nasıl veya niye doğru veya yanlış olarak tanımlarız? Nasıl karar veririz? Bilgi mümkün müdür? Bildiğimizi nasıl biliriz? Ahlaken doğru veya yanlış hareketler (veya değerler, veya kurumlar) arasında bir fark var mıdır? Hangi hareketlet doğrudur, hangileri yanlıştır? Değerler mutlak mı, izafi midir? Yani nasıl yaşamak gerekir? Gerçeklik nedir ve neler gerçek olarak nitelendirilebilir? Gerçek olan şeylerin doğası nedir? Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi? Zaman ve mekanın doğası nedir? Düşünme ve düşüncenin doğası nedir? Birey olmak ne demektir? Güzel nedir? Güzel şeylerin farkı nedir? Sanat nedir? Antik Yunan felsefesinde, yukarıdaki beş soru sırasıyla, analitik veya mantıksal, epistemolojik, etik, metafizik ve estetik olarak adlandırılırdı. Bunların dışında da konular vardı ve bu tanımlamaları ilk kez kullanan Aristo aynı zamanda politika, modern fizik, jeoloji, biyoloji, meteoroloji ve astronomi'yi de felsefenin konuları arasına almıştır. Yunanlılar Sokrates'in etkisiyle bir Analiz geleneği geliştirmişler ve konuyu daha iyi anlamak için parçalarına ayırmışlardır. Diğer gelenekler bu tip tanımlalar kullanmamış veya aynı temaları ön plana çıkartmamıştır. Hint felsefesi Batı felsefesi ile benzerlikler taşısa da, binlerce yıldır felsefe ile ilgilenmiş olsalarda Japonca, Korece ve Çince'de felsefe kelimesi 19.yy'a kadar yoktu. Özellikle Çinli filozofların Yunanlılara göre farklı bir sınıflandırması vardı. Tanımlamaları da genel özelliklere değil çoğunlukla metaforikti ve aynı anda bir kaç konuya ilintiliydi [1] (http://www.rep.routledge.com/article/G001). Ancak batı felsefesinde de konular arasında kesin sınırlar yoktur ve 19.yy'a kadar batı filozoflarının çalışamalarında konusal bir ayrım yapılmamıştır. Amaç ve yöntem "Felsefe" kelimesi antik Yunanca (Φιλοσοφία, philosophia)'dan gelmektedir. Kabaca "bilgelik aşkı" anlamına gelmektedir. Sorgulama, öğrenme ve bilgiyi yayma mesleğini ifade eder. Çoğu filozof dünya, insanlık, varlık, değerler, anlama, ve şeylerin doğasına merak duyar. Felsefe diğer disiplenlerden sorgulama yöntemiyle ayrılır. Filozoflar, ilginç, harika veya şaşırtıcı buldukları bir konudaki şüpheleriyle ilgili anlaşılır örnekler verebilmek için, genellikle sorularını problemler veya bilmeceler olarak çerçevelendirirler. Bu sorular genellikle bir inanca ait varsayımlarla veya insanların karar vermek için kullandıkları yöntemlerle ilgilidir. Filozoflar problemleri mantıksal bir şekilde ortaya koyarlar. Tarihsel olarak geleneksek mantıkın kıyaslarını, Frege ve Russell'dan itibaren de sembolik mantık kullanır ve daha sonra kritik okuma ve fikir yürütmelerle bir sonuca doğru ilerlerler. Sokrat gibi, tartışmayla, veya diğerlerinin ileri sürdükleri fikirlere cevap vererek, veya dikkatli kişisel düşünmeyle cevap ararlar. Filozoflar bu yöntemlerin birbirine göre üstünlükleirini tartışa gelmişler, örneğin felsefi "çözümlerin" nesnel, kesin yani gerçeklik hakkında bilgi veren mi; yoksa konuştuğumuz dilin mantığına açıklık kazandıran veya hatta kişisel terapi mi olduğunu sorgulamışlardır. Dil filozofun en önemli aracıdır. Analitik felsefede felsefi yöntemle ilgili tartışmalar felsefe ve dille ilgiliydi. Kıta Avrupa'sı felsefesinde de benzer kaygılar vardır. Meta-felsefe, yani felsefenin felsefesi, feslefi problemlerin, felsefi çözümlerin ve problemden çözüme gidişteki yöntemlerin doğasını araştırır. (Patafizik). Bu tartışmalar aynı zamanda dil ve yorum üzerine yapılan tartışmalarla da ilgilidir. Bu tartışmalar da felsefenin konusunu oluşturur çünkü felsefenin kendisi de felsefi tartışmaların önemli bir parçası olagelmiştir. Felsefe, yapısalcılık ve rekursivism gibi, parçalar arasındaki ilişkiler yoluyla da incelenmiştir. Bunun dışında, bilim felsefesi ve biofelsefe de vardır. [değiştir] Kelimenin akademik olmayan kullanımları Halk arasındaki kullanımıyla felsefe edinilmiş bilgi, veya bir insanın hayat görüşü veya bir şeye erişmenin arkasındaki yöntem veya prensipler olarak da kullanılmaktadır. Buna aynı zamanda dünya görüşü de denilir. Bir trajediye felsefi yaklaşmak, duygusal reaksiyonlar yerine, entellektüel bir mesafeden bakmak anlamına gelebilir. Bu tanım Sokrat'la ilgili bir örnekten kaynaklanmaktadır. Sokrat baldıran zehrini içmeden önce sakin bir şekilde takipcileriyle ruhun doğasını tartışmıştır. Konular Ontoloji Metafizik Etik Teoloji Epistemoloji Kişiler Faydacılık Oluşturmacılık Pozitivizm Wikisource (http://wikisource.org/wiki/Wikisource:Biblioth%C3%A8que_philosophique)

Kanser

Vikipedi, Özgür Ansiklopedi. Kanser anormal vücut hücrelerinin başıboş yani kontrolsüz bir şekide üremeleri ile meydana gelen bir çeşit hastalıktır. Ya da hücreler bilinmeyen bir nedenle, emir ve kontrolsuz olarak anormalleşmeye ve bölünmeye başlarlar. Böylece vücutta ihtiyaçtan fazla sayıda hücre meydana gelmeye başlar ve bu hücre çoğalmasından oluşan kötü urlara kanser denir. Kanser yüzden fazla çeşidi olan bir hastalık grubudur. Kanser hücreleri etraftaki dokuları istila ederek, ak veya kırmızı kan damarları ile vücudun diğer taraflarına yayılırlar. Buna metastaz (yavrulama) denir. Erken teşhis edilebilirse kanser tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır. Konu başlıkları 1 Kanserden korunmanın yolları 2 Kanserin En Sık Görüldüğü Yerler 3 Kanserin Erken Belirtileri 4 Kanser Taraması - check-up 5 İleri Kanser Taraması 5.1 Kaynaklar Kanserden korunmanın yolları Kanserden korunmanın iki yolu vardır: Kanser yapan etkenlerden kaçınma (sigara, fazla yağ tüketimi, zararlı ışınlar, kimyasal maddeler vb.) Erken Teşhis Kanser ne kadar erken teşhis edilirse, tedavisi de o kadar başarılıdır ve hasta da o oranda uzun yaşar. Kanserin En Sık Görüldüğü Yerler Akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak, mide, incebağırsak, kalınbağırsak, mesane, meme, ve prostatta daha fazla görüldüğü söylenebilir. Kadınlarda en çok meme, rahim ve kalın barsak kanseri; erkeklerde ise en çok akciğer, prostat, mide ve kalınbarsak kanserleri görülmektedir. Kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde de yüzdelenebilir: Beyin ve omurilikte %1 Ciltte %10 Genital bölgelerde erkeklerde %10, kadınlarda % 6 Memelerde %14 Sindirim sisteminde %25 Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3 Karaciğer ve safra kesesinde %3 Diğer organlarda %8 Kanserin Erken Belirtileri Vücudun herhangi bir yerinde bir tümör (Göğüslerde veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik veya sertlikler) Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük, geçmeyen öksürük, Göğüs ağrısı Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları Kol ve omuz ağrısı, Kemik ağrısı, Kilo kaybı, ani zayıflama veya iştahsızlık Başağrısı Sarılık İyileşmeyen yaralar Dışkılama alışkanlıklarında değişiklik (İshal ve kabızlık), Vücut deliklerinden kan veya anormal sıvı gelmesi (Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar), Ben ve siğillerde görülen değişmeler Bu belirtilerden herhangi biri veya bir kaçı, iki haftadan fazla devam ederse ve ailede kanserli hasta varsa, hemen kanser konusunda uzman bir hekime başvurmak gerekir. Gelişmiş ülkelerde ve ülkemizde meme kanseri, akciğer kanseri ve kalınbarsak kanseri, kanserden ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yeralır. Bu kanserler hakkında ayrıntılı bilgiler aşağıdadır: Meme Kanseri Akciğer Kanseri Kalınbağırsak Kanseri [değiştir] Kanser Taraması - check-up Yaş ilerledikçe kanser görülme oranı artar. Özellikle 40 yaş üzerindeki herkes yılda bir kere kanser açısından kontrolden geçmelidir. Kanser tarama çeşitleri aşağıdadır. Özel Kanser Taraması - Kadın Muayene Akciğer Grafisi Abdominal Ultrasonografi Meme Ultrasonografisi TİT (Tam İdrar Tetkiki) CBC (Tam Kan Tetkiki) CEA (Karsiyoembriyojenik Antijen) Ca 15-13 Vaginal Smear Ca 125 Gastroskopi veya Rektoskopi Dışkıda Gizli Kan Testi HbsAg AntiHbs HCV Özel Kanser Taraması - Erkek Muayene Akciğer Grafisi Abdominal Ultrasonografi CBC (Tam Kan Tetkiki) TİT (Tam İdrar Tetkiki) CEA (Karsiyoembriyojenik Antijen) PSA (Prostat Spesifik Antijen) PAP (Prostatik Asit Fosfataz) Gastroskopi veya Rektoskopi Dışkıda Gizli Kan Testi HbsAg AntiHbs HCV İleri Kanser Taraması Biyopsi CT Bir şişlik veya anormal dokunun kanser olup olmadığının doğru bir şekilde anlaşılmasında tek yol biyopsidir. Cerrah tarafından kitleden alınan parça mikroskop altında patolog tarafından değerlendirilir. Eğer biyopsiniz pozitif ise, alınan kitle veya anormal doku kanser hücresi ihtiva etmektedir ve tedaviye ihtiyacınız olacaktır. Kanserin yayılımı ve vücuttki tahribati için ise CT yani Bilgisayarlı Tomografi önerilmektedir. Kaynaklar http://www.drcemkece.com/kanservecheckup.html